Çatışma sonrası Azerbaycan gençleri arasında gizli bir kriz yaşanıyor: Anksiyete, depresyon ve travma sonrası stres bozukluğunda (TSSB) artış.
Tüm ülkeyi kapsayan çığır açıcı bir araştırmaya göre, ergenlerin %65’i anksiyete, %40’ı depresyon, %70’i ise TSSB ile mücadele ediyor—özellikle 12-14 yaş aralığındaki çocuklar etkileniyor ve kızlarda anksiyete oranı erkeklerden belirgin şekilde yüksek.
Bu, Azerbaycan’da türünün ilk kapsamlı ampirik araştırması olma özelliği taşıyor ve çatışma sonrası bölgelerde çocuk ve gençler için uzun vadeli, bütüncül psikolojik desteğe duyulan acil ihtiyacı gözler önüne seriyor.
Müdahalenin İyileştirici Gücü
Araştırma, yapılandırılmış müdahale programlarının (sanat terapisi, grup danışmanlığı, ebeveyn eğitimi) kaygı belirtilerinde %65, depresyon semptomlarında %40 azalma sağladığını gösteriyor. Bu müdahaleler, ulusal ölçekte etkili ve ölçeklenebilir bir ruh sağlığı yanıtı için umut vadediyor.
Rakamların Ötesinde
Silahlı çatışmaya maruz kalan çocuklar çoğu zaman sessizce acı çekiyor. Yerinden edilme, kayıp ve sarsıntının psikolojik izleri, normal gelişimi ve toplumsal uyumu zedeliyor. Bu travmalar müdahale edilmezse, bireyleri yetişkinlikte de takip ediyor; potansiyelleri kısıtlıyor, topluma yük oluyor.
Eylem Çağrısı
Karar vericiler ve sivil toplum liderleri, gençlerin ruh sağlığını tali bir konu olarak değil, Azerbaycan’ın toplumsal direncinin ana unsuru olarak ele almalı. Temel adımlar şunlar:
-
Ülke genelinde psikolojik ilk yardım ve okul temelli programlar başlatmak
-
Toplumsal erişimi genişletmek, ebeveyn ve öğretmenleri erken tanı konusunda eğitmek
-
Şehir dışındaki bölgelerde erişilebilir ruh sağlığı altyapısını güçlendirmek
-
Uluslararası kuruluşlarla kaynak ve uzmanlık iş birliği yapmak
Kolektif Bir Sorumluluk
Ruh sağlığı, sadece akademik bir konu değil; tüm bir neslin iyiliği ve geleceği için hayati önemde. Çatışmadan yeni çıkmış bir toplum için psikolojik yaraları kabul edip tedavi etmek, sadece merhametli bir yaklaşım değil, kalıcı iyileşmenin de anahtarıdır.


