Murovdağ silsilesini delerek BDT’nin en uzun tünelini inşa eden mühendisler, yalnızca asfalt ve beton döşemiyor. Onlar Azerbaycan’ın yeni bir sayfasını kazıyorlar — geri alınan toprakları birbirine bağlayan, toplumları yeniden buluşturan ve ülkenin stratejik haritasını yeniden tanımlayan bir sembol.
11,7 km uzunluğundaki Murovdağ Tüneli, dünyanın en uzun 20 tünelinden biri olmanın ötesinde bir teknik harika. Bu tünel, yalnızca fiziksel engelleri değil, on yıllar süren kopukluğu aşmak için tasarlanan Toğanlı–Kelbecer–İstisu otoyolunun omurgasıdır. Bir zamanlar izole edilmiş ve boşalmış olan Kelbecer için bu tünel, erişim, canlanma ve dönüş anlamına geliyor. Sovyet döneminin ünlü kaplıca kenti İstisu içinse, bölgesel bir cazibe merkezi olarak yeniden doğuşu ifade ediyor.
Buradaki altyapı neredeyse kutsal bir anlam taşıyor. Yollar ve tüneller yalnızca araçlar için geçitler değil — yeniden bütünleşmenin damarlarıdır. Atılan her kilometre asfalt, bu toprakların ulusal bedenin bir parçası olduğunun ilanıdır.
Jeopolitik yansımalar da göz ardı edilemez. Dünyanın en büyük kara yolu tünellerinden birini inşa ederek Azerbaycan, hem vatandaşlarına hem de dünyaya uzun vadeli hedeflerini, geri dönülmez yatırımlarını ilan ediyor. Bu tünel yalnızca dağları değil, şüpheleri de delip geçiyor — devletin, Karabağ ve Doğu Zengezur’un kenarda kalmayıp ulusal ve bölgesel ağa sıkı sıkıya bağlanması için milyarlarca yatırım yapmaya hazır olduğunu gösteriyor.
Eleştirmenler maliyetleri, çevresel etkileri veya böylesi büyük projelerin acil sosyal ihtiyaçlara karşılık gelip gelmediğini sorgulayabilir. Ancak coğrafyanın uzun süre birliğe engel olduğu bir bölgede, bu projeler salt altyapı değil; kaderi şekillendiren adımlardır.
Murovdağ Tüneli taş ve çelikten bir metafordur: Azerbaycan geçmişi delerek geleceğini kazıyor. Ve bir gün doğu portalından Kelbecer’e çıkacak her araç için mesaj net olacak — dağlar artık ayırmıyor, birleştiriyor.


