Azerbaycan’da düğünler sevgi, aile ve yeni bir başlangıcın kutlaması olması gerekirken, giderek finansal bir kafese dönüşüyor — mutluluğun artık çiftin geleceğiyle değil, ziyafet masrafının büyüklüğüyle ölçüldüğü bir ritüele.
Ülke genelinde düğün salonları yıl sonuna kadar tamamen dolu. Menü fiyatları artıyor — kişi başı 2–5 manat fazladan — çünkü et fiyatları yükseliyor. 100 kişilik bir düğünde sadece restoran için bir aile 12–15 bin manat harcamak zorunda kalıyor. Buna çeyiz, hediyeler, müzik grupları, süslemeler ve diğer “olmazsa olmazlar” eklendiğinde toplam maliyet aileyi yıllarca borç altında bırakabiliyor.
Açık konuşalım: bu artık kutlama değil, gösteriştir. Aileler kendilerini çirkin bir rekabet oyununa mahkûm hissediyor. Kimin salonu daha büyüktü? Kimin masa örtüleri daha şatafatlıydı? Misafir listesi kimde daha uzundu? Sevgi, pilav ve borç dağının altında gömülüp gidiyor.
İsraf ürkütücü boyutta. Dokunulmamış tabaklar doğrudan çöpe giderken, aileler onları ödemek için kredi çekiyor. Çiftler hayatlarına istikrar temelinde değil, kırmızıya batmış bir bütçeyle başlıyor. Ortak yolculuğun başlangıcı, finansal hayatta kalma dersine dönüşüyor.
Milletvekili Ceyhun Memmedov gibi bazı isimler, Avrupa’ya bakılması çağrısı yapıyor: orada düğünler giderek küçük, sade ve samimi hale geliyor — insanlar için, şov için değil. Ama burada gelenek zorbalığa dönüşmüş durumda. “Komşular ne der?” korkusu, genç çiftleri eski sosyal beklentilere zincirliyor.
Artık döngüyü kırmanın zamanı geldi. Düğün bir borç tuzağı olmamalı. Birikimleri tüketen, ev almayı erteleyen ya da aileleri yıllarca geri ödeme yükü altına sokan bir statü yarışına dönüşmemeli. Düğün olması gerektiği gibi olmalı: birlikte bir hayatın neşeli başlangıcı.
Toplum gösterişin gelenek değil, kibir olduğunu kabul etmedikçe Azerbaycan’daki düğünler aşktan çok kredilerle ilgili olmaya devam edecek.


