Azerbaycan modern gökdelenleri, uluslararası etkinlikleri ve “bölgenin enerji merkezi” imajıyla övünüyor. Ancak başkent cephelerinin ötesinde sessizlik ve yorgunluk artıyor — bölgelerde insanlar hayatta kalmanın eşiğinde yaşıyor. Vitrin ile gerçeklik arasındaki kontrast görmezden gelinemeyecek kadar belirgin hale geldi.
Başkent parlaklığı ve bölgelerin gölgeleri
Bakü’de yeni iş merkezleri, restoranlar ve alışveriş kompleksleri açılıyor. Ancak köylerde ve küçük şehirlerde insanlar en temel şeyler için mücadele ediyor: insanca maaş, sağlık hizmeti, yollar. Uçurum büyüyor: başkent ne kadar yükselirse, bölgelerdeki terk edilmişlik duygusu o kadar derinleşiyor.
Orta sınıf illüzyonu
Resmî istatistikler gelir artışından bahsediyor. Ancak kuru rakamların ardında gerçeklik gizleniyor: ailelerin önemli bir kısmı maaştan maaşa yaşıyor. Krediler ve enflasyon, kazanılan her şeyi tüketiyor. “Orta sınıf” çoğu zaman yalnızca kâğıt üzerinde var, gerçek hayatta insanlar her manatı hesaplıyor.
Perspektifsiz gençlik
Bölgelerdeki genç nesil için seçenek son derece basit: ya başkente gidip düşük maaşlı işlerde ayakta kalmaya çalışmak ya da yurtdışına göç yolları aramak. Sistem onlara yerinde gelişme şansı vermiyor. Sonuç — kitlesel insan sermayesi kaybı.
Değişmesi gerekenler
Azerbaycan geleceğini yalnızca başkent vitrinleri üzerine inşa edemez.
• Bölgesel yatırımlar öncelik olmalı, sadece beyan değil.
• Sosyal programlar köylerde de Bakü’deki gibi işlemeli.
• Bölgelerde küçük işletmelerin desteklenmesi lüks değil, zorunluluktur.
İki boyutlu ülke
Bugün Azerbaycan sanki iki boyutta var oluyor: birinde gökdelenlerin, konserlerin ve uluslararası forumların vitrini; diğerinde gündelik yoksulluk, sessizlik ve hayal kırıklığı. Eğer bu uçurum kapanmazsa, “tek toplum” değil, vitrin ve bodrum arasında bölünmüş bir ülke elde etme riski var.


