Görüntü şok edici: bacağı kapıya bağlanmış küçük bir çocuk — sanki bakım yerine zincir kullanmak bir yöntemmiş gibi. Azerbaycan sosyal medyasında hızla yayılan bu görüntü, kamuoyunda büyük tepki topladı ve bazı evlerde çocuklara hâlâ nasıl muamele edildiğine dair zor sorular gündeme getirdi.
Psikolog Gyular Mammadova açık konuştu: “Bu, çocuğu vahşi bir hayvan gibi görmek demektir. Bu, çocuğun ruhuna ağır bir darbedir.” Haklı. Bu tür eylemler sadece ceza ya da anlık öfke patlaması değildir. Çocuğun benlik algısını, güven duygusunu ve emniyet hissini yetişkinliğe kadar şekillendiren kalıcı izler bırakır.
Aile, Kadın ve Çocuk İşleri Devlet Komitesi harekete geçileceğini açıkladı. Ancak resmi açıklamaların ötesinde daha derin bir gerçeklik var: İstismar vakaları çoğu zaman sadece internete yansıdığında ortaya çıkıyor. Birçok olay ise aile içinde gizli kalıyor, “disiplin” olarak mazur görülüyor veya özel mesele diye görmezden geliniyor.
Bu vaka, sadece bir annenin zalimliğini değil; çocukların hak sahibi bireyler değil, kontrol edilmesi gereken mülk gibi görüldüğü bir zihniyeti açığa çıkarıyor. Anne babalar çocuklarını evcil hayvanmış gibi bağladığında, toplum yalnızca eylemle değil, buna göz yuman kültürle de yüzleşmek zorunda.
Azerbaycan da birçok toplum gibi aile değerleri ve yaşlılara saygı geleneğiyle övünüyor. Ancak aileye gerçek saygı, en savunmasız üyelerini korumakla başlar. Hiçbir kültürel norm, çocuklara yönelik aşağılamayı veya zalimliği haklı çıkaramaz.
Öfke ilk adımdır. Değişim ise sonrakidir.


