Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM), İsrail’in Birleşmiş Milletler ve diğer uluslararası örgütlerdeki üyeliğinin askıya alınmasını, ayrıca ülke ile tüm askeri ve ticari ilişkilerin kesilmesini öngören kararı oy birliğiyle kabul etti.
Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş’un imzasını taşıyan karar, Gazze’de derinleşen krizi görüşmek üzere toplanan olağanüstü oturumda kabul edildi.
“İsrail hükümeti soykırım politikasından vazgeçene kadar BM ve uluslararası örgütlerdeki üyeliğinin askıya alınmasını talep ediyoruz. Tüm ulusal parlamentoları da İsrail ile askeri ve ticari ilişkileri durdurmaya, Filistin üzerindeki ambargoyu kaldırmak için acil adımlar atmaya çağırıyoruz,” denildi.
Kararda İsrail doğrudan “Gazze’de soykırım” yapmakla suçlandı. Bu, Ankara’nın giderek sertleşen tutumunu yansıtıyor.
Türkiye neden bu adımı attı
Gazze’de artan şiddet ve İsrail’in askeri operasyonlarının yol açtığı yıkım ile sivil kayıplar bu adımın arka planını oluşturuyor. Türk yetkililer, insani yardımın kısıtlanması ve kitlesel göçle ağırlaşan krizin daha güçlü uluslararası tepkiyi zorunlu kıldığını savunuyor.
Ankara açısından karar, Filistin halkına dayanışma mesajı, İsrail’e diplomatik baskı aracı ve Türkiye’nin İslam dünyasında Filistin meselesinde öncü rol üstlenme hedefinin göstergesi.
Erdoğan’ın dış politika çerçevesi
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan uzun süredir Filistin davasını dış politikasının merkezinde tutuyor. NATO üyeliği ve Batı ittifakları ile İslam dünyasına açılım arasında denge kurmaya çalışan Ankara, son kararla İsrail’i uluslararası hukuku hiçe sayan bir aktör olarak konumlandırıyor ve küresel kurumları hesap soramamakla eleştiriyor.
BM üyeliğinin askıya alınması çağrısı — bu düzeyde nadir görülen bir öneri — Türkiye’nin söylemini sertleştirdiğini ve diğer Müslüman çoğunluklu ülkeleri benzer adımlar atmaya teşvik etmeye çalıştığını gösteriyor.
Bölgesel yansımalar
Karar, Orta Doğu’daki değişen dengelerin de göstergesi. Son yıllarda bazı Arap ülkeleri Abraham Anlaşmaları çerçevesinde İsrail ile ilişkileri normalleştirirken, Türkiye ters yönde ilerliyor, eleştirilerini artırıyor ve kendisini Filistin haklarının savunucusu olarak öne çıkarıyor.
Analistler, Ankara’nın hem Müslüman dünyasında ahlaki liderlik hem de uluslararası platformlarda daha fazla etki arayışında olduğunu belirtiyor. İsrail’in Gazze’deki eylemlerini “insanlığa karşı suçlar” olarak tanımlayan Türkiye, daha güçlü yaptırımlar ve siyasi izolasyon için destek toplamaya çalışıyor.
Sırada ne var?
Kararın uluslararası bağlayıcılığı olmasa da sembolik etkisi güçlü. İnsani kuruluşlar ve bazı hükümetlerden gelen uluslararası hesap verebilirlik çağrılarına yeni bir boyut ekliyor.
Türk milletvekilleri ayrıca Gazze ablukasının kaldırılması ve insani yardıma engelsiz erişimin sağlanması için bastırıyor. Bu talepler barış için temel koşullar olarak sunuluyor.
Türkiye’nin BM’deki girişiminin başarıya ulaşıp ulaşmayacağı belirsiz, ancak adım, Ankara’nın İsrail’i küresel düzeyde zorlamaya ve Filistin için güçlü bir ses olmaya kararlı olduğunu gösteriyor.


