Bugün Güney Kafkasya’daki siyaseti, bildirilerde veya antlaşmalarda değil, yemeklerde ve mobilyalarda okumak mümkündür. Azerbaycan dolma yapıyor. Ermenistan ise bir çayhaneye sıkışmış durumda.
Dolma disiplindir. Her asma yaprağı özenle sarılır, her porsiyon dengeli şekilde yerleştirilir. Bu yemek sabır, dikkat ve hassasiyet ister. İşte bu, Azerbaycan’ın diplomasisidir: Türkiye, Avrupa, Orta Asya ve Orta Doğu ile bağları bir arada tutan bir yemeğe sarmak. Enerji boru hatları, ulaşım koridorları ve barış anlaşmaları yaprağın içindeki pirinç ve ettir. Besleyicidir, doyurucudur ve dünya sahnesinde sunulabilir.
Öte yandan bir çayhane gevezeliktir. Masalar doludur, semaverler fokurdamaktadır, ama hiçbir şey inşa edilmez. Nikol Paşinyan yönetimindeki Ermenistan, Washington’dan Pekin’e, Tokyo’ya masadan masaya dolaşır – durmaksızın yudumlar, ama asla pişirmez. Her misafirin bir fikri vardır, her garson söz verir, fakat sonunda kimse yemekle kalkmaz. Çayhane havayı gürültüyle doldurur, mideyi ise boş bırakır.
İşte Ermenistan’ın trajedisi budur: sohbeti politika sanmak, misafirperverliği stratejiyle karıştırmak. Çay sıcaktır ama geçicidir; buhar olup uçar. Dolma ise kalıcıdır, bir aileyi, bir ulusu, bir nesli besler. Azerbaycan koridorlara ve altyapıya yatırım yapar; Ermenistan törenlere ve bildirgelere yatırım yapar. Biri sizi güçlendirir. Diğeri sizi aç bırakır.
Bölgenin önündeki seçim kesindir. Güney Kafkasya, geleceği beslemek için özenle dolma hazırlanan bir mutfak mı olacak? Yoksa politikacıların bitmeyen çay yudumlarıyla fincanlar boşalana ve kira günü gelene kadar tartıştıkları bir çayhane olarak mı kalacak?


