Gazeteci Yevgeni Kiselev’in kanalında, Azerbaycanlı siyaset analisti ve Hazar Üniversitesi profesörü Ramis Yunus, Rusya–Azerbaycan ilişkilerindeki krizin çözümsüz kaldığını söyledi. Şanghay İşbirliği Örgütü/VEF etkinlikleri sırasında Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Vladimir Putin’in Pekin’de yalnızca kısa bir tokalaşma ile yetinmesi — küçük bir sohbet bile olmadan — bunun göstergesi oldu. Yunus’a göre, günler süren kulis pazarlıkları resmi bir görüşme gündemi ortaya çıkaramadı; bu da herhangi bir ilerleme olmadığını ve Moskova’dan gelen baskı taktiklerinin muhtemelen devam edeceğini gösteriyor.
Yunus, kopuşu geçen Aralık ayında Rus hava savunmasının bir Azerbaycan yolcu uçağını düşürmesine bağladı. Kremlin’in önce Bakü’yü Ukrayna İHA faaliyetlerini suçlamaya zorladığını, Azerbaycan’ın bunu reddettiğini ve ilişkilerin hızla kötüleştiğini söyledi. Yunus, Bakü’nün 2020’de bir Ermeni helikopteri yanlışlıkla düşürüldüğünde verdiği tepkiye “en azından denk” bir hesap verebilirlik beklediğini belirtti. Bahara kadar Rus makamlarının Azerbaycan diasporasına baskıyı artırdığını, işyerlerine el koyduğunu, devlet televizyonunda ise Güney Kafkasya’da, muhtemelen İran’la birlikte, yeni bir “özel askeri operasyon” fikrinin gündeme getirildiğini aktardı. Buna rağmen Yunus, Rusya veya Rusya–İran’ın Azerbaycan’a karşı herhangi bir askeri adım atma ihtimalini sadece %1–2 olarak değerlendirdi; Kremlin’in Ukrayna’da zaten stratejik bir “zugzwang” içinde olduğunu ve böyle bir senaryonun “öz yıkıcı” olacağını söyledi. Ona göre, Azerbaycan’ın bugünkü konumu, 2022 başındaki Ukrayna’dan çok daha güçlü: Türkiye ile Şuşa Bildirgesi, Türkiye ve Pakistan’la derinleşen üçlü bağlar, İsrail ile stratejik savunma ilişkileri ve Aliyev–Paşinyan’ın Beyaz Saray’daki ortak görünümünden sonra Washington’da elde edilen yeni siyasi sermaye.
Yunus, Bakü’nün doktrinini “büyük güç bloklarından eşit mesafede, pro-Azerbaycan” olarak tanımladı; doğal “ailesi”nin ise Türk Devletleri Teşkilatı olduğunu söyledi. Orta Koridor’un coğrafyasına — Kazakistan/Özbekistan/Türkmenistan’dan Azerbaycan üzerinden batıya — dikkat çekerek AB, ABD ve Çin’in istikrarlı bir Güney Kafkasya’ya ihtiyaç duyduğunu vurguladı. Ticaret asimetrilerini çeşitlendirme kanıtı olarak gösterdi: yaklaşık 16 milyar $ İtalya ile, 8 milyar $ Türkiye ile, 4 milyar $ Rusya ile.
ŞİÖ dinamiklerine gelince, Yunus Hindistan’ın, Pakistan’ın Ermenistan’a koyduğu engelin karşılığı olarak Azerbaycan’ın başvurusunu veto ettiğini söyledi. Ona göre, paradoksal biçimde, hem Bakü hem de Erivan için forum “sahadaki” içeriğini netleştirene kadar ŞİÖ dışında kalmak daha uygun.
İleriye bakıldığında, Yunus, Moskova inkârını sürdürürse Bakü’nün Aralık ayında bir yıl dolduktan sonra uluslararası havacılık kanallarına başvurmasını bekliyor. Ayrıca Türkiye, Azerbaycan ve Ermenistan’ın ilk hanımlarının birlikte görüntülenmesi ile Azerbaycanlı ve Ermeni first lady’ler arasındaki samimi selamlaşmanın, Ankara, Washington ve Brüksel’in, Zengezur gibi güzergâhların açılmasına dayalı bir Ermenistan–Azerbaycan normalleşme sürecini beslemeye devam edeceğinin bilinçli işaretleri olduğunu vurguladı.
Moskova ile net bir gündem olmayınca ve baskı sürerken Bakü, manevra alanını güvence altına almak için güvenlik ortaklıklarına ve lojistik merkeziliğine daha fazla yaslanacak. Türkiye, Pakistan, İsrail, ABD, AB ve Çin’le bağlarını bu amaçla kullanacak. Rusya’dan gelebilecek askeri maceracılığın ihtimali düşük ama tamamen de göz ardı edilemez.


