Son yıllarda Azerbaycan’da bahis ve kumar sektörü hızla büyüdü. Sosyal medyada dikkat çekici videolar, internet sitelerinde açılır reklamlar, “ilk yatırıma %100 bonus”, “ilk kupon bedava” gibi sloganlar, özellikle gençleri hedef alıyor. Görünürde basit bir oyun gibi sunulan bu sistem aslında matematiksel olarak şirketlerin kazancını garanti edecek şekilde kurulmuş durumda.
Gerçek hayat hikâyeleri bunun en acı kanıtı. İlgar K., 29 yaşında milli takıma girmiş bir sporcu, 2019’da ilk kez bahis yaptı. Başta küçük miktarlar oynuyordu ama kısa sürede alışkanlık bağımlılığa dönüştü. 2022’ye gelindiğinde eşi boşanmış, çocuğu annesinin yanına taşınmış, arabası ve dairesi satılmış, toplam borcu 50 bin manatı geçmişti. Bugün hâlâ kurtulmak için mücadele ediyor.
23 yaşındaki Nurlan M. ise ilk iş günlerinde “arkadaşlarla eğlence” için bahis oynadı. Ancak eğlence kısa sürede kontrolsüz bir bağımlılığa dönüştü. Sadece bir yıl içinde 8 bin manat borç yaptı, ailesi onu psikolog yardımıyla tedaviye yönlendirdi.
48 yaşındaki Ramin A. farklı bir örnek. Kendini “oran tüccarı” gibi görüyordu; bahisleri alıp satıyor, bunu bir borsa işi sanıyordu. İlk başta kazandı, bu da güvenini artırdı. Ama üç yılın sonunda kayıpları 70 bin manat ve 13,5 bin doları buldu. “Sistem hileli değil” diyor, “ama oranların içinde gizli marj var. Matematik uzun vadede hep şirketi kazandırıyor.”
Psikologlar bu döngünün nedenini açıklıyor: kumar beynin ödül merkezini doğrudan etkiliyor. Kazanıldığında dopamin patlaması yaşanıyor; kaybedildiğinde ise “kaybı geri alma” isteği dopamin beklentisini canlı tutuyor. Bu nedenle her sonuç, ister kazanç ister kayıp olsun, bağımlılığı besliyor. Klinik araştırmalar, kumarın etkisinin alkol ve uyuşturucu ile aynı beyin bölgelerinde görüldüğünü doğruluyor.
Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre dünyada 350 milyondan fazla insan kumar bağımlısı. Son on yılda bu sayı beş kat arttı. İsveç’te yapılan bir araştırma, bağımlıların intihar riskinin 15 kat daha yüksek olduğunu ortaya koydu. Avustralya’da intihar vakalarının %4,2’si doğrudan kumarla bağlantılı. Azerbaycan’da ise resmi istatistikler yok; uzmanlar bunun “gizli bir kriz” olduğunu söylüyor.
Uzmanların çözüm önerileri net: reklamlara sınırlama getirilmeli, özellikle sosyal medya ve spor üzerinden gençlere ulaşan kampanyalar yasaklanmalı. Online platformlar sıkı şekilde denetlenmeli, kullanıcıların kayıpları belli bir seviyeyi aşınca otomatik uyarı ve blokaj sistemleri devreye girmeli. En önemlisi, bağımlılar için rehabilitasyon merkezleri kurulmalı. Aksi hâlde, uzmanların deyimiyle, Azerbaycan “yeni bir toplumsal salgınla” karşı karşıya kalacak.


