Kredi başvurusu sırasında bankalar genellikle borçlu hakkında kapsamlı bilgiler toplar: ikamet adresi, iş yeri ve kredi geçmişi. Ancak birçok finans kurumu bununla yetinmeyip borçlunun akraba, arkadaş ve iş arkadaşlarının telefon numaralarını da talep ediyor. Uygulamada, ödemede gecikme yaşandığında bankalar bu kişileri aramaktan çekinmiyor ve böylece onları istemeden borç ilişkilerinin bir parçası haline getiriyor.
Bir mağdur şöyle anlatıyor:
“Düşünün; sizin bilginiz dışında biri bankaya gidip sanki sizi tanıyormuş gibi davranıyor, telefon numaranızı veriyor ve sizi kefil ya da tanık gibi gösteriyor. Bankadan arama geldiğinde açıklama yapmak zorunda kalıyorsunuz: ‘Ben kredi işlemiyle ilgilenmedim, hiçbir belge imzalamadım, o hâlde neden beni arıyorsunuz?’”
Başka bir örnek ise sorunun boyutunu açıkça ortaya koyuyor:
“Bir tanıdığım kredi aldı ve benim numaramı iletişim olarak yazdı. Kısa süre sonra bankadan aradılar, borcunu ödemesi gerektiğini iletmemi istediler. Ben krediyi benim almadığımı söyleyince, ‘Numaranız verildiği için sizinle iletişime geçme hakkımız var’ dediler.”
Ekonomist Emin Kerimov, bu uygulamaya kesinlikle karşı çıkıyor:
“Eğer bir kişiyle kredi sözleşmesi, kefalet anlaşması veya başka herhangi bir yükümlülük belgesi imzalanmadıysa, ondan ödeme talep etmek ya da onu kefil olarak göstermek hukuka aykırıdır. Borçlu, akrabalarının iletişim bilgilerini yalnızca acil durumlar için verebilir, ancak bu kişiler yasal olarak borçtan sorumlu değildir,” dedi.
Avukat Samir Süleymanov ise bankaların üçüncü şahısların numaralarını istemesini hukuki gri bir alan olarak nitelendiriyor:
“Bu durum Azerbaycan Cumhuriyeti’nin Bankalar Hakkında Kanunu’nun 41. maddesi ile düzenlenir. Yasaya göre, krediyle ilgili bilgiler yalnızca borçlunun onayıyla paylaşılabilir. Banka, müşteriden ek iletişim bilgisi talep edemez, sadece öneride bulunabilir. Ancak bu durumda bile üçüncü kişilerin hakları ihlal edilir — bankayla hiçbir bağı olmayan biri, başkasının borcu hakkında rahatsız ediliyor,” diye vurguladı.


