Türkiye dizilerinin Azerbaycan’daki hakimiyeti tartışılmaz. Prime-time dramalardan tarihî destanlara kadar Türk yapımları, uzun süredir Azerbaycan televizyonunun vazgeçilmezleri arasında yer alıyor. Ancak popülerlikleri arttıkça şu tartışma da gündeme geliyor: Bu filmler ve diziler orijinal Türkçe dilinde mi yayınlanmalı, yoksa Azerbaycanca’ya mı dublajlanmalı?
Halk artisti Najiba Hüseynova, bu konuda açık bir görüş ortaya koydu. Report’a verdiği röportajda Türk yapımlarının Azerbaycanca dublajsız yayınlanmasını eleştirdi.
“Biz Azerbaycanlı değil miyiz? Ana dilimiz Azerbaycanca değil mi? Türkiye’de Azerbaycanca film gösteriliyor mu? Bir millet dilini korumazsa, yok olmaya mahkûmdur,” dedi.
Ortak Dil Ama Aynı Değil
Birçok kişi için Türkçe ve Azerbaycanca’nın yakınlığı dublajı gereksiz kılıyor. İzleyiciler Türkçeyi büyük ölçüde anlayabiliyor ve yayıncılar da bu yöntemin daha ekonomik olduğunu savunuyor. Ancak dilbilimciler, gramer, kelime ve telaffuzdaki küçük farkların bile kültürel kimlik için önemli olduğuna dikkat çekiyor.
TV ve sosyal medya aracılığıyla günlük Azerbaycanca’ya giren Türkçe kelime ve ifadeler, zamanla yerli karşılıkların yerini alma riski taşıyor. Eleştirmenler, bunun Azerbaycanca’nın zenginliğini aşındırabileceği konusunda uyarıyor.
Tarihten Bugüne: Sovyet Dublajından Günümüze
Yabancı filmlerin dublajı Azerbaycan’da yeni bir konu değil. Sovyet döneminde neredeyse tüm ithal filmler—Hollywood’dan Bollywood’a kadar—Rusçaya dublajlanıyordu. Yerel Azerbaycan dublaj stüdyoları da hem yabancı hem yerli yapımlara seslendirme yapıyordu.
O dönemde izleyiciler medyayı kendi dillerinde tüketiyordu. Bugün ise yayıncılar, Türk içeriklerini olduğu gibi yayınlamayı, tam Azerbaycanca dublaj yapmaya göre daha uygun maliyetli buluyor.
Dünya’da Uygulamalar
Azerbaycan bu konuda yalnız değil. Dünya genelinde ülkeler, dublaj ve altyazı politikalarını kültürel koruma aracı olarak kullanıyor.
Fransa, İspanya ve Almanya’da neredeyse tüm ithal filmler dublajlanıyor.
İskandinav ülkeleri ise altyazıyı tercih ederek İngilizceye maruz kalmanın faydalı olduğunu savunuyor.
Türkiye’de ise yabancı filmler neredeyse hiç Azerbaycanca, Gürcüce veya Kürtçe yayınlanmıyor—bu da Hüseynova’nın karşılıklılık vurgusunu öne çıkarıyor.
Azerbaycan dublaj yapmaktan vazgeçerse, Türkçenin medyadaki varlığının giderek normalleşeceğinden ve Azerbaycanca’nın önceliğinin azalacağından endişe ediliyor.
Kültürel Kimlik Söz Konusu
Hüseynova ve benzer düşünenler için mesele sadece eğlence değil, ulusal varoluş meselesi. Dil, sadece kelimeler değil; hafıza, miras ve kimliktir. Ne kadar yakın olursa olsun, başka bir dilin ekran kültürüne hakim olması, bu sınırları bulanıklaştırabilir.
“Bir millet dilini korumazsa, yok olmaya mahkûmdur,” diyen Hüseynova’nın bu sözü, sinema dünyasının ötesinde de yankı buluyor.
Sonraki Adım Ne?
Şimdi sıra, kültür politikacıları, yayıncılar ve halkta. Dublaj yatırım gerektirir: eğitimli oyuncular, kaliteli stüdyolar ve profesyonel çevirmenler. Ancak pek çok kişi için Azerbaycan’ın dil egemenliğini korumak buna değer bir bedeldir.
Türk yapımları Azerbaycan izleyicilerini büyülemeye devam ederken, asıl soru net: Azerbaycan, komşunun dilinde mi izleyecek, yoksa kendi kimliğinin sesiyle mi duyacak?


