Daily Europe Online YouTube kanalına verdiği röportajda Ermeni hukukçu ve sivil aktivist Aram Mkrtchyan, Başbakan Nikol Paşinyan’ın sınırların tanınması, ulusal semboller ve Azerbaycan ile barış gündemini sert şekilde eleştirdi.
Hankendi Olayı
Son Hankendi olayıyla ilgili konuşan Mkrtchyan, resmi anlatıyı sorguladı ve olayın “kurgulanmış” göründüğünü öne sürdü. Saldırganın kapsamlı şekilde video ile izlendiğini belirterek, yetkililerin neden daha önce müdahale etmediğini sordu.
Sınırlar ve Alma-Ata Deklarasyonu
Mkrtchyan, Paşinyan’ın Azerbaycan’ın toprak bütünlüğünü tanıma temelinde 1991 Alma-Ata Deklarasyonu’na dayanmasını reddetti. Bunun yerine, 1918–1921 yıllarındaki Rusya ve Türkiye ile yapılan antlaşmalara dayanılması gerektiğini savundu. Ona göre bu antlaşmalar uluslararası hukukta daha güçlü bir temel sağlıyor. Sovyet dönemi sınırlarına dayandırmanın ise “hukukun üstünlüğü” değil “gücün üstünlüğü” anlamına geldiğini vurguladı.
Ulusal Semboller
Mkrtchyan ayrıca Ermenistan hükümetinin sınır damgalarından Ararat Dağı (Ağrı Dağı) figürünü kaldırma kararını da eleştirdi. Bunun sembolik bir geri çekilme olduğunu söyleyerek, “Ararat” isminin dini ve kültürel geleneklerde küresel olarak tanındığını, değiştirmenin ise Ermenistan’ın tarihî kimliğini zayıflattığını ifade etti.
Barış Gündemi
Aktivist, Paşinyan’ın Azerbaycan sınırlarını tanımanın Ermenistan’ın güvenliğini güçlendireceği yönündeki iddiasını reddetti. Böyle tavizlerin ancak karşılıklı garantilerle, özellikle de yerinden edilmiş Ermeniler için medeni, mülkiyet ve hareket haklarının iadesiyle desteklenmesi gerektiğini savundu. Bunu gerekli bir “sıfır seçeneği” çözümü olarak tanımladı.
Ermenistan’da Protesto Eksikliği
Paşinyan’ın politikalarına karşı neden az protesto olduğu sorulduğunda Mkrtchyan, Ermenistan’da klan temelli bir sistem olduğunu söyledi. Ona göre elitler önceliği varlıklarını korumaya verirken, sivil toplum odaklı nüfusun büyük bölümü göç etmiş durumda.
Sonuç
Röportajda Mkrtchyan, Ermenistan liderliğinin ülkenin uzun vadeli konumunu zayıflatabilecek sembolik ve hukuki tavizler verdiğini savundu. Tarihsel hukuk çerçevelerine dönüşü ve ulusal sembol ve hakların daha güçlü savunulmasını istedi.


