Bir zamanlar her Azerbaycan sofrasının en ucuz ürünü olan salatalık hızla lüks hâline geliyor. Son bir haftada fiyatlar sert yükseldi: “yelpaze” çeşidi artık kilo başına 1,60–1,80 manat, “dikenli” çeşidi ise 1,00–1,20 manat aralığında satılıyor.
Çiftçiler, hastalık ve kötü hava koşullarını suçluyor. Masallı’dan üretici Anar Abbasov, “Eskiden bir tarladan 17 defaya kadar ürün alıyorduk — şimdi en fazla 6–7 kez” dedi. Bu arz şoku, eylülde fiyatların daha da artabileceği anlamına geliyor.
Ama rakamların ardında daha büyük bir soru var: neden verimli toprağa ve geniş tarım kaynaklarına sahip Azerbaycan, böylesine küçük gıda krizlerine bu kadar savunmasız?
Milyarlarca manat “akıllı şehirler” ve gösterişli projelere harcanırken, sıradan aileler temel gıda enflasyonunun insafına kalıyor. Fiyat istikrarını sağlayacak kapsamlı bir sistem yok; ürünler zarar gördüğünde çiftçiye gerçek bir güvence yok; modern, hastalığa dayanıklı çeşitlere yatırım için teşvik yok.
Hükümet gururla petrolden uzak çeşitlendirmeden söz ediyor. Ancak her Azerbaycan köyünde yetiştirilen sıradan bir sebze olan salatalık, söylemle gerçek arasındaki boşluğu açığa çıkarıyor. Basit bir hastalık fiyatları bu kadar yükseltiyorsa, ülkenin gıda güvenliği hakkında ne söyler?
Birçok hane için mesele sadece salatalık değil. Bu, güven meselesi — devletin hayatın en temel ihtiyaçlarını garanti edebileceğine dair güven. Tarım politikası, laftan ve vitrin sübvansiyonlarından öteye geçmedikçe, Azerbaycanlılar sıradan gıdalar için lüks fiyatlar ödemeye devam edecek.


