Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, kariyerini belirleyebilecek ikili bir stratejiye oynuyor: yurt dışında adını Azerbaycan ile barışa bağlamak, içeride ise güçlü kurumlar üzerinde kontrolü pekiştirmek. Her iki cephe de çalkantılı – ve sonuçlar gerçekleşmezse her ikisi de çökecek.
X’te yaptığı net bir mesajda Paşinyan, 8 Ağustos Washington zirvesine aracılık ettiği için ABD Başkanı Donald Trump’a teşekkür etti ve Ermenistan topraklarından geçen 42 kilometrelik Zengezur koridorunun (TRIPP) hayata geçirilmesini taahhüt etti. Ondan önce hiçbir Ermeni lider koridorun uygulanmasını bu kadar açıkça benimsememişti; bu, kendisini zaten “teslimiyet” ile suçlayan eleştirmenleri öfkelendirmesi muhtemel bir hamle. Paşinyan için bu, “taviz” dilini tarihi bir barış inşası anlatısına dönüştürme girişimi. İçeride, hükümeti tutuklu milyarder Samvel Karapetyan’a ait olan Ermenistan Elektrik Şebekelerini kamulaştırma kampanyası başlattı. Parlamento, devralmanın önünü açan değişiklikleri onayladı; Anayasa Mahkemesi Aralık ayında bunların yasallığını inceleyecek. Muhalefet milletvekilleri, hamleyi siyasi güdümlü bir baskın olarak kınıyor. Ancak Paşinyan için Karapetyan’a vurmak, oligarkların artık devlete şart koşamayacağını gösteriyor.
Ayrıca ülkenin en köklü kurumlarından birine meydan okuyor: Ermeni Apostolik Kilisesi. Katolikos II. Garegin ile haftalarca süren atışmaların ardından, Paşinyan şimdi hükümete açıkça yakın olan tek rahip Aram Asatryan’ı Katolikos adayı olarak destekliyor. Kilisenin seçim kurallarını değiştirme önerisi, tüm Ermenilerin ruhani liderini seçmede devleti merkeze yerleştirecek. Eleştirmenler bunu otoriter bir aşırılık olarak görüyor; Paşinyan ise reform olarak adlandırıyor.
Dış sahnede başbakan, Ermenistan’ın Çin ile yeni stratejik ortaklığını diplomatik etki kanıtı olarak öne çıkarıyor. Bölgesel ulaşım yollarının açılmasının, malların demiryolu ile Çin pazarlarına akmasını sağlayacağını ve bunun “tamamen yeni bir ekonomik durum” yaratacağını savunuyor. Bu, içerideki siyasi çalkantıyı dengelemesi amaçlanan bir refah vaadi.
Ancak rakamlar başka bir hikâye anlatıyor. Ağustos sonunda muhalefet gruplarının yaptırdığı gizli bir anket, Paşinyan’ın kişisel oy oranını sadece yüzde 12’de gösteriyor; katılımcıların dörtte üçü hükümetin performansından memnun değil. Onun Sivil Sözleşme partisi yüzde 17,3 destek alırken, Karapetyan tutukluluğuna rağmen yüzde 10, eski başkan Robert Koçaryan ise yüzde 6 oy alıyor. Diğer adaylar neredeyse görünmez.
Yılmadan Paşinyan, iktidar partisinin istikrarlı olduğunu savunuyor. “Sivil Sözleşme’de şafaklar her zaman sakindir – ama o huzur asla bir bataklığa dönüşmez,” dedi gazetecilere, parti içi tartışmaları canlılığın işareti olarak sunarak.
Önümüzdeki aylar, Paşinyan’ın barış kumarının işe yarayıp yaramayacağını – ya da Ermenistan’ın siyasi haritasını yeniden çizme girişiminin onu kontrol etmeye çalıştığı kurumlar ve liderliğine inancını kaybeden halk tarafından köşeye sıkıştırıp sıkıştırmayacağını gösterecek.


