Azerbaycan, silahları üretici ülkenin siyasi yönelimine göre değil, etkinliği ve ülkenin ihtiyaçlarına uygunluğu temelinde değerlendiriyor. Siyaset bilimci İlgar Velizade bu görüşü dile getirdi.
Güney Kafkasya Siyaset Bilimcileri Kulübü Başkanı Velizade, Ermenistan ile barış sürecindeki ilerlemenin Azerbaycan’ın savunma kapasitesini güçlendirme ihtiyacını ortadan kaldırmadığını söyledi.
Daily Europe Online yayınında konuşan Velizade, askerî modernizasyon, ekonomik dayanıklılık ve pragmatik diplomasiyi tek bir hedefle ilişkilendirdi: ülkenin uzun vadeli çıkarlarını korumak.
Silahlar performansına göre değerlendiriliyor
Bakü’deki savunma fuarını değerlendiren Velizade, siyasi çıkarları birbirinden önemli ölçüde farklı ülkelerin üreticilerinin aynı etkinlikte yer aldığını belirtti. Türk, İsrail, Rus, Belarus ve Batılı sistemlerin yan yana sergilendiğini söyledi.
Analiste göre Azerbaycan açısından belirleyici olan, teçhizatın kalitesi ve ülkenin özel koşullarında ne kadar etkili kullanılabileceği. Bir tedarikçiyle siyasi yakınlığın daha az etkili bir sistemi satın almak için tek başına gerekçe olmaması gerektiğini belirten Velizade, “Bu bir ideoloji meselesi değil” dedi.
Velizade, bu tür fuarların yetkililere ve şirketlere teknolojileri karşılaştırma, iş birliği kurma, sözleşmeler imzalama ve ortak üretimi görüşme imkânı verdiğini söyledi. Ona göre bu etkinlikler, Bakü’nün yabancı savunma şirketleriyle iş birliğinde bölgesel merkez rolünü de güçlendiriyor.
Barış süreci güvenlik kaygılarını ortadan kaldırmıyor
Ermenistan’a değinen Velizade, komşu ülkedeki siyasi tartışmaların Azerbaycan açısından esas olarak barış sürecine muhtemel etkileri nedeniyle önem taşıdığını söyledi.
Ermeni toplumunun önemli bir bölümünün son yıllardaki sonucu hâlâ acı verici biçimde algıladığını savunan Velizade, rövanşist söylemin Bakü’yü kendi güvenliğine dikkat etmeye zorladığını belirtti.
Bu nedenle diplomasinin silahların modernizasyonu ve muharebe hazırlığının yükseltilmesiyle birlikte yürütülmesi gerektiğini söyleyen Velizade, “barutu kuru tutmak” ifadesini kullandı.
Velizade’nin açıklamaları, kamuoyundaki eğilimler ve siyasi söylemden kaynaklanan risklere ilişkindi. Analist, yeni bir silahlı çatışma hazırlığı yapıldığına dair kanıt sunmadı.
Kazakistan’ın istikrarı ekonomik avantaj
Velizade, pragmatik dış politikaya örnek olarak Kazakistan’ı gösterdi. Astana’nın Rusya, Çin ve Batılı ülkelerle ilişkilerini coğrafya, ekonomik bağlar ve kendi ekonomisinin ihtiyaçlarına göre yönettiğini söyledi.
Ulaştırma ve sanayi tedarik zincirlerinin komşu ülkeler arasında ortak bir iş birliği çıkarı yarattığını belirten Velizade, Kazakistan ile Rusya arasındaki ilişkilerin bir ülkenin diğerine tek taraflı bağımlılığı değil, karşılıklı bağımlılık çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
İstikrarın doğrudan ekonomik değer taşıdığını söyleyen analist, yatırımcıların öngörülebilir koşullara ve uzun vadeli anlaşmaların yerine getirileceğine dair güvene ihtiyaç duyduğunu belirtti.
Velizade ayrıca diplomasinin kamuoyuna yapılan açıklamaların sertliğiyle değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi. Ona göre devlet politikası, dili sosyal medya kitlesinin beklentileriyle örtüşmese bile ulusal stratejiyi izlemeli.
Avrupa müzakere masasında kendi yerini istiyor
Velizade, Avrupa ülkelerinin Rusya-Ukrayna savaşına ilişkin müzakerelere doğrudan katılmak istediğini, çünkü olası bir anlaşmanın Avrupa’nın güvenlik düzenini yeniden şekillendireceğini söyledi.
Ukrayna ile koordinasyonun Avrupa’ya etki sağladığını, ancak müzakere masasında bağımsız bir yerin yerine geçmediğini belirtti.
Avrupalı ve Rus temsilciler arasındaki temasları, müzakerenin mümkün olup olmadığını anlamaya yönelik girişimler olarak değerlendiren Velizade, bunun yeni bir diplomatik format üzerinde anlaşmaya varıldığına dair kanıt olmadığını vurguladı.
Kazakistan’ın muhtemel arabuluculuğunun da öncelikle tarafların bunu isteyip istememesine bağlı olacağını söyledi. Taraflar arabulucudan yararlanmaya hazır değilse, tecrübenin tek başına sonuç üretemeyeceğini belirtti.
Irak dış etkinin sınırlarını gösterdi
ABD’nin Irak’taki askerî varlığının mirasını değerlendiren Velizade, Washington’ın belirli bir nüfuzu koruduğunu ancak Irak siyaseti üzerinde beklediği ölçüde kontrol sağlayamadığını söyledi.
Farklı etnik ve dinî grupların katılımının Irak’ın siyasi sistemini karmaşık hâle getirdiğini, ancak sistemi gerçek iç güçlere dayandırdığını savundu.
Bunu Afganistan ile karşılaştıran Velizade, ABD destekli hükümetin yabancı askerî varlığa aşırı bağımlı hâle geldiğini ve bu destek çekildikten sonra ayakta kalamadığını belirtti.
Velizade’ye göre genel sonuç şu: yabancı destek, diplomatik açıklamalar ve siyasi sempati, iç dayanıklılığın yerini alamaz. Etkili kurumlar, güvenlik ve ulusal çıkarları izleme kapasitesi her devlet için belirleyici olmaya devam eder.
Kaynak: AZE.US


