Yarın gerçekleşecek Kars–Iğdır–Aralık–Dilucu demiryolu temel atma töreni, sıradan bir kurdele kesme etkinliği gibi görünebilir. Oysa bu, Güney Kafkasya jeopolitiği açısından sarsıcı bir andır.
Azerbaycan ve Türkiye için bu proje yalnızca çelik raylardan ve beton temellerden ibaret değil. Bu, eski darboğazları — her şeyden önce Ermenistan’ı — bypass eden yeni bir bölgesel düzenin tesis edilmesiyle ilgilidir. Zengezur Koridoru’na doğrudan bağlı bu hat, Bakü’ye uzun süredir aradığı şeyi veriyor: Nahçıvan’a ve dolayısıyla Türkiye’ye güvenilir ve emniyetli bir kara bağlantısı.
Etkileri Kafkasya’nın çok ötesine uzanıyor. Hat işletmeye açıldığında, Pekin’den Londra’ya uzanan doğu–batı ulaştırma zinciri daha etkin işleyecek. Bu hat, Ankara’nın Türkiye’yi Avrasya tedarik yollarının merkezi haline getirme iddiasını güçlendirirken, Bakü de enerji ve lojistikte kilit aktör rolünü pekiştiriyor.
Erivan’daki eleştirmenler “tecritten” söz ediyor. Ancak bu tecrit, Ankara veya Bakü’nün dayatması değil; onlarca yıldır yeni gerçeklere uyum sağlamayı reddeden Ermenistan’ın kendi tercihidir. Zengezur Koridoru ve Kars–Iğdır–Dilucu demiryolu gibi projeler, bölgenin Ermenistan’ın rızası olsun ya da olmasın ilerlediğini gösteriyor.
Engelleri aşarak ve doğrudan hatlar açarak, Azerbaycan ve Türkiye sadece altyapı kurmuyor — yeni bir güç dengesinin temelini atıyorlar. Bu denge, donmuş çatışmalardan çok ticaret, transit ve stratejik ortaklık tarafından şekillendiriliyor.
Tarih, 22 Ağustos’u Iğdır’da sıradan bir temel atma olarak değil, bir koridorun fikirden somut gerçeğe dönüştüğü gün olarak kaydedecek.


