Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in Ankara’daki Türk Devletleri Teşkilatı zirvesine katılmaması Türkiye’ye siyasi bir mesaj niteliğindeydi. Azerbaycanlı siyaset analisti Farhad Mammadov, iki müttefik arasındaki mevcut görüş ayrılıklarının şimdilik siyasi ve enformasyon alanlarında kaldığını; ekonomik, askerî ve savunma-teknik iş birliğini etkilemediğini söyledi.
Mammadov, Novosti Kavkaza kanalına verdiği röportajda, bu gelişmenin Türkiye’de uzun süredir doğal kabul edilen Azerbaycan ilişkilerinin yeniden değerlendirilmesine yol açtığını belirtti.
Aliyev, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kişisel davetine rağmen 30 Ekim’de Ankara’da düzenlenen zirveye katılmadı. Azerbaycan’ı Dışişleri Bakanı Ceyhun Bayramov temsil etti. Azerbaycan medyası kararın önceden planlanmış programdan kaynaklandığını yazarken, yokluk Bakü ile Ankara arasındaki gerilim hakkında kamuoyu tartışmasını büyüttü.
Azerbaycan Dışişleri Bakanlığı, Bayramov’un zirveye katıldığını ve Ankara Bildirisi’nin kabul edildiği toplantıda konuşma yaptığını doğruladı.
Mammadov, Azerbaycan’ın Türk Devletleri Teşkilatından ayrılabileceği ya da kuruluşa ilgisini kaybettiği yönündeki iddiaları reddetti. Bakü’nün bakan düzeyindeki temsili, girişimleri ve teşkilat kurumlarına devam eden katılımının Türk devletleriyle iş birliğinin Azerbaycan dış politikasındaki önemini koruduğunu gösterdiğini söyledi.
İttifak bağımsız politikaya saygı gerektiriyor
Analist, Bakü ile Ankara arasındaki hassas başlıklar arasında Türkiye-Ermenistan sınırının olası açılmasını, Azerbaycan’ın İsrail’le iş birliğini ve Azerbaycan’ın iç siyasi gündemini etkileme girişimleri olarak nitelediği adımları saydı.
Mammadov’a göre müttefikler dış politika görüş ayrılıklarını tartışabilir; ancak bu anlaşmazlıkların Azerbaycan’ın iç siyasetine taşınması kabul edilebilir sınırı aşıyor.
Bununla birlikte iki hükümet arasındaki iletişimin sürdüğünü vurgulayan Mammadov, cumhurbaşkanlarının temas halinde olduğunu, dışişleri bakanlarının görüştüğünü ve diplomatik kanalların çalıştığını belirtti. Ona göre diplomatların öncelikli görevi, anlaşmazlıkları sınırlandırmak ve bunların pratik iş birliğine yayılmasını önlemek.
Aynı gün yayımlanan Associated Press ve Reuters haberleri de gerilimi Türkiye’de Azerbaycan’ın okul kıyafeti kurallarına yöneltilen eleştiriler, Bakü’nün dış müdahaleye itirazı ve iki ülkenin İsrail’e farklı yaklaşımlarıyla ilişkilendirdi.
Mammadov, Türkiye’de bazı çevrelerin Azerbaycan’ın İsrail’le ilişkilerini Bakü’ye baskı aracı olarak kullandığını; bazı kesimlerin ise Türk devletleriyle ilişkilere Türkiye’nin üstün konumda olmasını bekleyen hiyerarşik bir anlayışla yaklaştığını savundu.
“Şimdi temel hedef, Türkiye’deki Azerbaycan karşıtı grupların Azerbaycan’la ilgili kararlara etkisini sınırlandırmaktır,” dedi Mammadov.
Diplomatik sinyaller birikiyor
Mammadov’a göre Azerbaycan diplomasisi, Bakü hemen karşılık vermese bile ortaklarının tek tek adımlarını kayda geçiriyor. Resmî etkinliklerdeki temsil düzeyi, taleplere verilen yanıtlar ve karşılıklılık ilkesi siyasi anlam taşıyabiliyor.
Analist, Azerbaycan’ın Türkiye Cumhuriyet Bayramı etkinliğindeki temsil düzeyini örnek göstererek bunu Türk hükümetinin daha önce Azerbaycan’daki bir millî kutlamaya gönderdiği temsil düzeyiyle ilişkilendirdi.
Bu adımların memnuniyetsizliği iletmeyi ve yaklaşım değişikliğini teşvik etmeyi amaçladığını söyleyen Mammadov, mevcut gerilimin karşılıklı yükümlülükler ve iki ülkenin hassasiyetleri konusunda daha açık bir anlayış yaratması gerektiğini belirtti.
Analist aynı zamanda ilişkilerin derinliğinin küçümsenmemesi gerektiğini vurguladı. Trans Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı’nı, SOCAR yatırımlarını, ulaştırma projelerini ve Türk şirketlerinin Azerbaycan’daki yeniden imar çalışmalarındaki rolünü hatırlattı.
Mammadov, bu projelerin yıllara yayılan ortak çalışmaya, büyük yatırımlara ve yerleşik kurumlara dayandığını; siyasi anlaşmazlığın henüz pratik iş birliğinin yeniden değerlendirilmesine yol açmadığını söyledi.
Orta Asya iş birliği Türk Devletleri Teşkilatına rakip değil
Mammadov, Azerbaycan’ın Orta Asya formatlarına daha yakın katılımının Türk Devletleri Teşkilatını zayıflattığı görüşünü de reddetti.
Orta Asya ülkelerinin Tacikistan’la iş birliğini de içeren ayrı bir bölgesel gündemi bulunduğunu belirten analist, bu formatın Türk iş birliğinin ötesindeki meseleleri ele aldığını söyledi. Azerbaycan’ın her iki platformda da yer alabileceğini ve Türkiye’yi Orta Asya’ya bağlayan ulaştırma hatlarındaki rolünü koruyabileceğini ifade etti.
Mammadov’a göre mevcut anlaşmazlıktan çıkış, iki tarafın birbirini dinleyip görüş ayrılıklarını yönetecek kalıcı kanallar kurmasına bağlı. İttifakın derinliği bunun için yeterli bir temel sağlıyor.
İngilizce özgün haber: AZE.US

