Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki resmî temaslar ciddi bir kriz işareti olmadan sürüyor. Buna karşılık tarihî anlaşmazlıklar ve karşılıklı suçlamalar yeniden gündeme gelirken iki toplum arasındaki diyalog çok daha kırılgan görünüyor.
Azerbaycanlı uzman Rüstem İsmayılov ile Ermeni siyaset bilimci Samvel Meliksetyan, ülkelerin birbirlerinin düzenlediği büyük uluslararası etkinliklere katılmamasını, barış anlaşmasının önündeki engelleri ve pratik iş birliği ihtimallerini Pressclubs TV programında değerlendirdi.
Tartışma, COP17 olarak bilinen BM Biyolojik Çeşitlilik Konferansı’nın 19-30 Ekim tarihlerinde Erivan’da düzenlendiği sırada yapıldı. Katılımcılar arasında Azerbaycan heyeti yer almadı. Ermenistan da 2024 yılında Azerbaycan’ın ev sahipliğini yaptığı COP29 iklim zirvesine heyet göndermemişti.
Diplomatik karşılıklılık mı, “COP’a karşı COP” mu?
Meliksetyan, Bakü’nün Erivan’daki konferansa katılmamasının Ermenistan’ın COP29’a gitmemesiyle bağlantılı olabileceğini söyledi.
“Göze göz, dişe diş ya da COP’a karşı COP,” diyen Meliksetyan, karşılıklı kararların ardındaki olası mantığı bu sözlerle anlattı.
Ancak tek bir etkinliğe katılım üzerinden normalleşme sürecinin tamamına hüküm verilmemesi gerektiğini vurguladı. Meliksetyan’a göre başbakan yardımcıları ve uzman devlet kurumları arasındaki temaslar daha düzenli hâle geldi; taraflar Ermenistan üzerinden Azerbaycan’ın Nahçıvan bölgesine elektrik bağlantısı kurulması gibi pratik konuları da görüşüyor.
Meliksetyan, “Resmî düzeyde ilişkilerde ciddi bir kriz görmüyorum” dedi.
İsmayılov da iki konferansa katılmamanın genel sürecin olumsuz yöne döndüğü sonucuna varmak için yeterli olmadığını söyledi. COP29 öncesinde Azerbaycan toplumunda Ermeni temsilcilerin Bakü’ye geleceği ve hatta Ermenistan dışişleri bakanının ziyaret edebileceği yönünde beklenti bulunduğunu, ancak bunların karşılanmadığını hatırlattı.
Uluslararası forumların ek bir diyalog alanı sağlayabileceğini belirten İsmayılov, bunların yokluğunun diğer kanalları ortadan kaldırmadığını söyledi. Eylülde New York’ta yapılan Azerbaycan ve Ermenistan dışişleri bakanları görüşmesine ve iki ülke temsilcileri arasındaki teknik temaslara işaret etti.
Yetkililer görüşürken kamuoyundaki tartışmalar geri döndü
Uzmanlar, resmî müzakerelerle toplumsal duygu arasındaki açığın büyümesinden daha fazla kaygı duyduklarını belirtti.
Meliksetyan, yetkililer pratik anlaşmalar üzerinde çalışırken Kafkas Albanyası dâhil tarihî konular hakkındaki tartışmaların yeniden bilgi alanına taşındığını söyledi. Ona göre hükûmetler arası temaslardaki ilerleme, çatışma odaklı söylemin yeniden canlanmasıyla aynı anda yaşanıyor.
İsmayılov, sivil toplum diyaloğuna katılanların eylülde bu tartışmaların sertleşmesine acıyla tepki verdiğini belirtti. Resmî müzakereler sürse bile bu tür çekişmelerin “barış sürecini zehirlediğini” söyledi.
İsmayılov, Barış Köprüsü girişimi kapsamındaki temasların geçici olarak askıya alınmasından özellikle üzüntü duyduğunu ifade etti. Programda girişimin sona ermediği, yalnızca duraklatıldığı ve hiç kimsenin kapatıldığını açıklamadığı belirtildi.
“Her zaman diyalog için bir alan bulunmalı,” diyen İsmayılov, özellikle gerilim dönemlerinde biriken sorunların konuşulmasına ihtiyaç olduğunu vurguladı.
Meliksetyan ise sivil toplum girişimlerinden başlangıçta fazla yüksek beklenti duyulmuş olabileceğini söyledi. Küçük bir katılımcı grubunun onlarca yılda biriken sorunları kısa sürede çözemeyeceğini, mevcut güçlüklerin daha gerçekçi hedefler belirlenmesine yardımcı olması gerektiğini savundu.
Anayasa tartışması başlıca engel
İsmayılov, Bakü’nün Ermenistan Anayasası’ndaki Bağımsızlık Bildirgesi atfının değiştirilmesi talebini barış anlaşmasının imzalanmasının önündeki başlıca engel olarak gösterdi. Azerbaycan, bildirgenin Karabağ’a ilişkin dilini toprak iddiası olarak değerlendiriyor.
İsmayılov, “Bildirgeye yapılan anayasal atıf değiştirilmeden barış anlaşmasının imzalanması beklenmemeli” dedi.
Meliksetyan, konunun uzun süren bir çıkmaza dönüşme riski taşıdığını söyledi. Bakü’nün talebinden geri adım atmasının artık zor olduğunu; Ermenistan hükûmetinin ise anayasayı tek başına siyasi kararla değiştiremeyeceğini belirtti.
Parlamento desteğine ihtiyaç duyulduğuna ve normalleşmeyi iç siyasi rekabet konusu yapan muhalefet partilerine dikkat çeken Meliksetyan, anayasa talebinin kısa sürede karşılanmasının zor olacağını savundu. Buna rağmen özellikle ulaşım bağlantıları ve ticaret alanındaki çalışmaların sürmesini beklediğini söyledi.
Barışı günlük hayatın parçası hâline getirmek
Uzmanlar, resmî anlaşmaya ilişkin görüş ayrılıklarına rağmen pratik iş birliğinin belgenin imzalanmasından önce genişletilebileceğini söyledi.
İsmayılov; ticaretin, karşılıklı seyahatlerin ve forumlarla festivallere katılımın artırılması çağrısında bulundu. Asıl ölçütün sıradan insanların normalleşmenin sonuçlarını günlük hayatlarında hissedip hissetmemesi olduğunu belirtti.
“Bir insanın ayrıntılarını hatırlamayabileceği, hatta bilmeyebileceği bir belgeyi imzalamak başka şeydir; barış sürecini uygulamaya geçirmek başka,” dedi.
Meliksetyan da imzalanmış anlaşmanın bulunmamasının ticareti veya ulaşım hatlarının açılmasını engelleme gerekçesine dönüşmemesi gerektiğini söyledi. Pratik iş birliğinin güveni güçlendirebileceğini ve siyasi anlaşmazlıkların çözümünü kolaylaştırabileceğini belirtti.
Meliksetyan’a göre en olumlu senaryo, iki toplumun barış resmen tamamlanmadan da birlikte yaşayabildiğini ve temaslardan somut yarar sağlayabildiğini görmesi.
Kaynaklar: Vesti Baku; Pressclubs TV
AZE.US kaynağı: Baku and Yerevan Advance Talks, but Societies Remain Trapped in Conflict

