Her ağustos ayında Bakü’nün konut piyasası adeta bir av sahnesine dönüşüyor. Binlerce öğrenci ve genç profesyonel başkente akın ediyor, ev sahipleri ise fırsatı görüyor. Yeni akademik yıl için heyecanlı bir hazırlık dönemi olması gereken süreç, ülke genelindeki aileler için mali bir kâbusa dönüşüyor.
Bu yıl kiralar yine yükselişte. Eski binalarda tek odalı daireler artık 400 manattan başlıyor; iki ve üç odalı daireler 500–700 manata çıkıyor. Yeni yapılarda ev sahipleri metrekare başına 8–10 manat talep ediyor, bu da orta büyüklükteki daireleri bile birçok kişi için ulaşılamaz hale getiriyor. Metroya yakın yaşamak mı istiyorsunuz? En az %30 ek ücret ödemeye hazır olun.
Açık olalım: sorun açgözlü emlakçılar değil. Komisyoncular tek seferlik ücret alıyor ve daha hızlı, uygun fiyatlı anlaşmalar yapmayı tercih eder. Asıl sorun, talep patlamasını fırsata çeviren ev sahipleri. Çünkü biliyorlar: öğrenciler ve aileleri mecburen ödeyecek.
Sonuç? Eğitim, konutun rehinesine dönüşüyor. Aileler çocuklarının kitap, öğrenim ve geleceğine yatırım yapmak yerine binlerce manatı kiraya aktarmak zorunda kalıyor. Kimileri temel ihtiyaçlardan kısmak, kimileri ise borca girmek zorunda.
Yetkililer “akıllı şehirler”den, “gençlik fırsatları”ndan övgüyle söz ediyor ama uygun fiyatlı konut politikası nerede? Sovyet döneminden kalma gibi görünen yurtların dışında yeni nesil yurtlar nerede? Sistematik sorunları çözmek yerine, gençler piyasanın insafına bırakılıyor: öğrenci değil, nakit kaynağı olarak görülüyorlar.
Gerçek bir düzenleme ya da en azından uygun fiyatlı konut seçeneklerini artıracak bir politika olmadığı sürece Bakü bu kısır döngüyü yaşamaya devam edecek: her ağustosta öğrenciler taşınır, ev sahipleri kasasını doldurur, aileler faturayı öder.
Eğitim fırsat merdiveni olmalı, şişirilmiş kiraları karşılayabilenlere ayrılmış bir lüks değil. Soru basit: hükümet nihayet harekete geçecek mi, yoksa yeni bir öğrenci kuşağı daha ağır kiraların altında ezilmeye mi terk edilecek?


