Cumhurbaşkanı İlham Aliyev Kelbecer’de durup buranın “dünyanın en güzel şehirlerinden biri olacağını” söylediğinde, bu sadece retorik değildi. Tarihe verilmiş bir hükümdü.
On yıllar boyunca Ermenistan, Kelbecer’i bir harabeye çevirdi—yağmaladı, yaktı, hayattan mahrum bıraktı. Şimdi Azerbaycan burayı yeniden doğuşun sembolüne dönüştürüyor: 10 bin geri dönen için konut, okullar, teleferikler, modern altyapı ve işler. Ermeni işgalinin yıktığı yerde Azerbaycan inşa ediyor.
Aliyev dünyaya unutulmuş bir gerçeği de hatırlattı: Ermenistan, Azerbaycan’a karşı kullandığı milyarlarca dolarlık silahların parasını hiçbir zaman ödemedi. O tanklar, füzeler ve silahlar işgali uzatmak ve barışı engellemek isteyen hamiler tarafından bağışlandı. Bugün hepsi Azerbaycan depolarında paslanıyor—başarısız bir projenin ganimetleri olarak.
Sözde “Laçın koridoru” artık yok; yerine Azerbaycan’ın kontrol noktası ve egemen denetimi geldi. Farruh, Sarybaba, Gyrkhgyz’daki operasyonlar ve 2023 Eylül’ündeki kesin harekât, 2020 Kasım’ında başlayan süreci tamamladı: toprak bütünlüğünün tam olarak sağlanması. Bu ne şans ne diplomasi idi—bu sabır ve hassasiyetle yürütülen stratejiydi.
Bölgesel sonuçlar açıktır. Minsk Grubu artık önemsizdir. Ermenistan, Bakü tarafından belirlenen barış şartlarını imzaladı. “Artsakh projesi” müzakereyle değil, gerçeklikle sona erdi. Erivan için seçenek artık basit: barışa uyum sağlamak ya da geride kalmak.
Kelbecer’in dönüşümü yalnızca bir şehirle ilgili değil. Bu, Azerbaycan’ın savaş sonrası geleceğinin planıdır: modern, özgüvenli, ileriye bakan. Orada inşa edilen her okul, yol ve ev, savaş ve yıkımın galip gelebileceğine inananlara bir cevaptır.
Ermenistan’ın kilise ve milliyetçi elitleri kaybedilmiş savaşların küllerine sarılırken, Azerbaycan hayatın temellerini atıyor. Kelbecer bunun kanıtıdır: Azerbaycan inşa ederek kazanıyor, Ermenistan direndikçe kaybediyor.


