Azerbaycan ile Türkiye arasında son dönemde yaşanan gerilimler iki ülkenin stratejik ittifakını tehdit etmedi; ancak bağımsız analist Ali Hacızade’ye göre, “Tek millet, iki devlet” sloganının uzun süre gölgelediği ciddi görüş ayrılıklarını görünür kıldı.
Hacızade, son bir ayda yaşanan gelişmeleri ve bunların ikili ilişkilere etkisini Apostrof YouTube kanalına verdiği röportajda değerlendirdi. Açıklamalarını Vesti Baku aktardı.
Hacızade, Bakü ile Ankara arasındaki askerî, siyasi ve ekonomik işbirliğinin sağlam temeller üzerinde durmayı sürdürdüğünü söyledi. Ona göre daha derin sorun, yakın akraba iki halkın millî kimlik, din ve kendi devletlerinin çıkarlarını her zaman aynı biçimde değerlendirmemesi.
İki devlet, iki ayrı çıkarlar bütünü
Hacızade, etnik ve tarihsel bağların siyasi öncelikleri kendiliğinden özdeş hâle getirdiğini varsaymanın hata olduğunu söyledi.
Azerbaycan ve Türkiye farklı jeopolitik koşullarda hareket ediyor, farklı kaynaklara sahip ve kendi dış politika araçlarını kullanıyor. Analiste göre bu farklılıklar zamanla yaklaşımların çatışmasına yol açtı.
Azerbaycan’a karşı son dönemde yürütülen bilgilendirme kampanyasını ittifakı yıkma girişimi olarak görmediğini belirten Hacızade, amacın Bakü’yü bazı kararları almaya ya da bazı kararlarından vazgeçmeye zorlamak olduğunu savundu.
Kampanyanın hedeflerine ulaşamadığını ve sonunda başlatanlara siyasi maliyet yüklediğini değerlendirdi. Resmî söylemin daha sonra sakinleştiğini, buna karşılık sosyal medyada tartışmalar ile karşılıklı suçlamaların sürdüğünü söyledi.
Din ve millî kimlik
Hacızade’ye göre gerilimin en önemli kaynaklarından biri Azerbaycan ve Türkiye toplumları arasındaki fark.
Çok sayıda Azerbaycanlı için kişisel dinî inançlardan bağımsız olarak millî kimlik ve devlet çıkarları öncelik taşıyor. Ateistler, Şii ve Sünni Müslümanlar ile farklı dünya görüşlerine sahip kişiler din konusunda anlaşamasalar da özellikle Karabağ gibi temel millî meselelerde birlik içinde kalabiliyor.
Türkiye’de ise Hacızade’nin değerlendirmesine göre mezhepsel dayanışmayı zaman zaman etnik bağların önüne koyabilen etkili bir dinî-muhafazakâr kesim bulunuyor.
Analist, İsrail karşıtı tutumların ve Azerbaycan’a yönelik eleştirilerin en görünür biçimde bu çevrede yayıldığını savundu. Bu eğilimi, son 10-15 yılda dinî söylemin Türkiye’nin siyasi ve kamusal hayatında çok daha güçlü hâle geldiği ideolojik değişimle ilişkilendirdi.
Laiklik ve Atatürk’e bakış
Hacızade, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’e yönelik değişen tutumlara da dikkat çekti.
Türkiye’nin laik devlet modelinin ciddi bir ideolojik krizden geçtiğini söyledi. Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküşünün ardından ülkenin geniş bölgeleri yabancı güçlerin kontrolü altındayken Atatürk’ün Türkiye’nin bağımsızlığının korunmasında merkezi rol oynadığını hatırlattı.
Bugün ise bazı dinî-muhafazakâr çevrelerin Kemalist mirası sert biçimde eleştirdiğini belirtti. Hacızade bunu, laik millî kimlikle dinî-siyasi fikirler arasındaki daha derin bir çatışmanın parçası olarak tanımladı; bu çatışmanın Türkiye toplumunun bazı kesimlerinin Azerbaycan’a bakışını da etkilediğini söyledi.
İsrail karşıtı söylem Bakü’ye nasıl yöneldi?
Röportajda antisemitizm ve İsrail hakkındaki komplo teorileri de ele alındı.
Hacızade, Türkiye’de yıllarca sürdürülen İsrail karşıtı söylemin bazı kamuoyu önderlerinin propaganda anlatılarını gerçek kabul etmeye başladığı bir ortam oluşturduğunu söyledi. Bunun sonucunda Azerbaycan’ın bağımsız kararlarının İsrail etkisinin kanıtı gibi gösterildiğini savundu.
Bakü’nün politikalarının güya Tel Aviv’den yönlendirildiği iddialarının yalnızca anonim sosyal medya hesaplarından değil, bazı gazeteciler, akademisyenler ve yorumculardan da geldiğini belirtti.
Bu tür söylemlerin kamuoyu tartışmasının ötesine geçerek gerçek siyasi değerlendirmeleri ve kararları çarpıtabileceği uyarısında bulundu.
Başörtüsü tartışması neden değil, bahaneydi
Hacızade, son gerilimin yalnızca okul formaları ve dinî kıyafet tartışmasından kaynaklandığı görüşünü reddetti.
Başörtüsü tartışmasının daha geniş bir bilgilendirme kampanyası için elverişli bir bahane olarak kullanıldığını söyledi. Azerbaycan okullarında dinin rolüne ilişkin konuların ülkenin iç meselesi olarak kalması gerektiğini savundu.
Okullarda dinî kıyafete izin verilmesinin kız ve erkek öğrencilerin birlikte eğitim görmesi, müfredatın içeriği ve Azerbaycan’ın laik kültürel mirasının eğitimdeki yeri konusunda yeni tartışmalara yol açabileceğini belirtti.
Ancak Hacızade’ye göre asıl mesele laik ve dindar gruplar arasındaki anlaşmazlık değil, dış aktörleri bu tartışmaya çekme girişimleriydi. Azerbaycan’ın iç anlaşmazlıklarının Türkiye, İran, Rusya veya Batılı ülkelerin müdahalesi olmadan çözülmesi gerektiğini söyledi; çünkü her yabancı hükümetin sonuçta kendi siyasi çıkarlarını izleyeceğini ifade etti.
İran’ın 1979 devrimi neden önemli?
Hacızade, dinin siyasi araç olarak kullanılmasının risklerine örnek olarak İran’daki 1979 İslam Devrimi’ni gösterdi.
Şah karşıtı hareketin başlangıçta solcuları, liberalleri, dinî örgütleri ve başka grupları bir araya getirdiğini; ancak nihai sonucun İslami bir siyasi sistemin kurulması olduğunu hatırlattı.
Bu tarihsel deneyimin Azerbaycan’da dinin devletteki rolü üzerine yürütülen tartışma açısından da önemli olduğunu söyledi. Dinî meseleleri siyasi mücadelenin aracına dönüştürmenin ilk taleplerin çok ötesine geçen sonuçlar doğurabileceğini savundu.
İttifak sürüyor, görüş ayrılıkları ise gerçek
Hacızade bütün eleştirilerine rağmen mevcut anlaşmazlığın Azerbaycan-Türkiye ittifakının çöküşüne işaret etmediğini söyledi.
Başlıca işbirliği mekanizmalarının çalışmayı sürdürdüğünü ve iki hükümetten hiçbirinin stratejik ilişkiyi gözden geçirme niyetini gösteren bir adım atmadığını belirtti.
Bununla birlikte bilgilendirme kampanyasının, toplumsal değerler ile siyasi önceliklerdeki farklılıkların en yakın müttefikler arasında bile ne kadar hızlı çatışma yaratabileceğini gösterdiğini söyledi.
Hacızade’nin temel sonucu, “Tek millet, iki devlet” anlayışının Azerbaycan’ın bağımsızlığını, laik devlet yapısını ve kendi millî çıkarları doğrultusunda karar alma hakkını ortadan kaldırmadığı yönünde oldu.
AZE.US kaynağı: Turkey and Azerbaijan Remain Allies but Their Societies Are Diverging, Analyst Says

