Azerbaycanlı gazeteci Azer Hasrat, Türkiye Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral’ın Azerbaycan’daki okul forması kurallarını kamuoyu önünde eleştirerek Bakü-Ankara ilişkilerine zarar verdiğini ve görevinden ayrılması gerektiğini söyledi.
Hasrat, devlet okullarındaki başörtüsü tartışmasına Saral’ın müdahalesini kabul edilemez olarak nitelendirdi. Türk yetkilinin Azerbaycan’ın iç politikasını kamuoyu önünde sorgulayarak sınırı aştığını savundu.
Hasrat, bir video röportajda, “Oktay Saral gerçekten görevinden ayrılmalıdır; çünkü iki ülke arasındaki ilişkilere çok ciddi bir darbe vurdu” dedi.
Gazeteci, istifa çağrısının başka bir ülkenin yönetimine yöneltilen resmî bir talep değil, Azerbaycan’da dile getirilen bir beklenti olarak anlaşılması gerektiğini belirtti. Saral’ın Bakü’nün kararına itirazı varsa bunun diplomatik kanallardan iletilmesi ve iki cumhurbaşkanı arasında görüşülmesi gerektiğini söyledi.
Saral’ın 12 Ekim açıklaması
Türkiye Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral, 12 Ekim’de X platformunda yayımladığı mesajla Azerbaycan’da başörtüsü kullanan öğrencilerin eğitimden mahrum bırakıldığı yönündeki haberlere tepki göstererek tartışmaya katıldı.
Saral, bu tür kısıtlamaları kabul edilemez olarak nitelendirdi ve Azerbaycan’a yaklaşımını yeniden gözden geçirme çağrısı yaptı. Açıklama, protestoların ve yenilenen okul forması kurallarının uygulanmasına ilişkin daha geniş bir kamuoyu tartışmasının sürdüğü dönemde geldi.
Hasrat, Saral’ın sözlerinin özellikle hassas bir konuya temas ettiğini ve Azerbaycan’ın iç düzenlemesine ilişkin tartışmayı müttefik iki ülke arasında kamuoyu önünde yürütülen bir anlaşmazlığa dönüştürerek hem Azerbaycan’a hem Türkiye’ye zarar verdiğini söyledi.
“Azerbaycan laik bir devlettir”
Hasrat, devlet okullarının laik niteliğini koruması ve forma kurallarının bu çerçevede değerlendirilmesi gerektiğini savundu.
Azerbaycan’ın dinî hukukla değil Anayasasıyla yönetildiğini belirten gazeteci, devlet okullarının kamu tarafından finanse edilen laik kurumlar olduğunu vurguladı.
Hasrat, ailelerin özel derslere, sınavlara veya ek materyallere para harcamasının devlet eğitiminin ücretsiz olmadığı anlamına geldiği yönündeki iddiaları da reddetti. Bu giderlerin sınıf içi eğitimden ve okul kitaplarının sağlanmasından ayrı değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
309 sayılı karar ne diyor?
Tartışmanın merkezinde, Azerbaycan Bakanlar Kurulunun 21 Eylül 2026’da kabul ettiği 309 sayılı karar yer alıyor. Düzenleme, devlet okullarındaki forma kurallarını değiştiriyor ve formanın bütünlüğünü bozan ya da laik eğitim ilkesine uymayan ek kıyafet unsurlarını yasaklıyor.
Kararda “başörtüsü” sözcüğü kullanılmıyor. Ayrıca okulun Pedagoji Konseyinin onayıyla Azerbaycan tarihi, kültürü ve millî değerleriyle ilgili etkinliklerde millî kıyafet veya millî giyim unsurlarına izin veriliyor.
Kamuoyundaki tartışmayı, İslam’a açık bir atıftan çok düzenlemenin ifadesi ve uygulanma biçimi körüklüyor.
Hasrat’tan seçicilik eleştirisi
Hasrat, Bakü’yü eleştirenlerin seçici davrandığını savundu. Diğer Türk devletleri ve Kuzey Kıbrıs’taki okullarda dinî kıyafetlere ilişkin sınırlamalara işaret ederek bu politikaların neden aynı ölçüde tepki çekmediğini sordu.
Azerbaycan’daki forma kurallarının kademeli biçimde getirildiğini ve ani bir karar olmadığını söyledi. Hasrat ayrıca diğer dinî toplulukların temsilcilerinin benzer bir kamuoyu kampanyası başlatmadan kuralları kabul ettiğini ileri sürdü; Yahudi öğrencilerin derslerde artık kipa takmamasını örnek gösterdi.
Kafkas Müslümanları İdaresi Başkanı Allahşükür Paşazade daha önce Azerbaycan’da başörtüsünün yasaklanmadığını söylemiş, devlet okullarıyla dinî eğitim kurumlarını düzenleyen kurallar arasında ayrım yapmıştı.
Son açıklamalar; egemenlik, laik eğitim ve yakın müttefiklerin birbirlerinin iç tartışmalarına müdahalesinin sınırları konusunda Türkiye’den gelen siyasi eleştirilerle Azerbaycan’daki sert tepkilerin damga vurduğu anlaşmazlığa yeni bir boyut ekledi.
Kaynaklar: Vesti Baku; Azer Hasrat röportajı; Bakanlar Kurulunun 309 sayılı kararı.
İngilizce kaynak: AZE.US.


