Azerbaycan’da birçok girişimci, imzalanmış bir sözleşme ve elektronik faturanın anlaşmalarını güvence altına almak için yeterli olduğunu düşünüyor. Ancak anlaşmazlıklar çıktığında gerçek çoğu zaman çok farklıdır.
Mahkemeler nadiren sözleşme ve faturaları işin tamamlandığının yeterli kanıtı olarak kabul eder. Hâkimler genellikle teslim–kabul aktı talep eder – yani mal veya hizmetlerin gerçekten teslim edildiğini teyit eden resmi belge. Bu belge olmadan haklı olan şirket bile ödemeyi kaybetme riski taşır.
Hukuki ve Vergisel Sonuçlar
Ekonomist ve fahri denetçi Anar Bayramov, Bizim.Media’ya yaptığı açıklamada, sözleşmelerin niyeti gösterdiğini, faturaların finansal işlemleri yansıttığını, ancak kanuna göre yükümlülüklerin yerine getirildiğinin teslim–kabul aktıyla belgelendirilmesi gerektiğini söyledi.
“Bu belge eksikse, davayı kanıtlamak çok daha zor hale gelir. Şirket haklı olsa bile parasını kaybedebilir,” diye uyardı.
Sorun, vergi denetimlerinde de ortaya çıkıyor. Azerbaycan Vergi Kanunu yalnızca fatura değil, fiili teslimatı belgeleyen doküman da talep ediyor. Aksi takdirde işlemler şüpheli sayılabilir ve cezalarla ek yükümlülükler doğurabilir.
Teslim–Kabul Aktının Önemi
Bu gerekliliklere rağmen birçok işletme sahibi ve muhasebeci kuralı göz ardı ediyor, sözleşme ve faturaların yeterli olduğunu varsayıyor. Uzmanlara göre bu yaklaşım, şirketleri hem mali kayıplara hem de olumsuz mahkeme kararlarına açık bırakıyor.
Bayramov’a göre sağlanan her mal veya hizmetin ardından bir teslim–kabul aktı düzenlenmelidir. Belgede işin kapsamı, değeri, tarihi ve her iki tarafın imzaları belirtilmelidir. Ardından ilk sözleşme ve faturayla birlikte arşivlenmelidir.
“Teslim–kabul aktı bir formalite değildir,” diye vurguladı Bayramov. “İşletmeleri anlaşmazlıklardan koruyan ve ödeme haklarını güvence altına alan temel hukuki delildir.”


