Bakü Gündem Editoryası
Mimar Elçin Aliyev yazılarını hem Azerbaycan Türkçesinde hem de Rusça yayımlıyor. Çok dilli bir ülkede farklı okur gruplarına ulaşmanın olağan bir yolu olması gereken bu tercih, onun anlattığına göre yeniden bir sadakat tartışmasına dönüştü.
Aliyev, Facebook’ta yaptığı paylaşımda gazeteci Aygün Muradhanlı’nın “Rüsdillilərin Türkiyə dərdi” başlıklı bir yayınla kendisini Türkiye’ye ve Türk dünyasına karşıymış gibi sunduğunu ileri sürdü. Ayrıca yayında Rusça konuşanlara yönelik ölüm temennisi içeren sözler kullanıldığını iddia etti. Bakü Gündem söz konusu kaydı bağımsız olarak incelemedi; bu iddialar Aliyev’in anlatımına dayanmaktadır.
Aliyev paylaşımında, “Azerbaycan’ın üniterliğini, bütünlüğünü ve kültürel çeşitliliğini koruduğu için” Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’e teşekkür etti. Daha önce de dil üzerinden hedef gösterildiğini belirterek, 2018’de yayımladığı “Eğer Rusça biliyorsan Rus musun?” başlıklı yazısını hatırlattı.
Dil, aidiyet sınavına dönüşmemeli
Bu tartışma tek bir gazeteciyle bir mimar arasındaki kişisel anlaşmazlıktan daha geniş bir soruna işaret ediyor. Azerbaycan’da Rusça konuşan yurttaşların zaman zaman ülkeye bağlılıklarını ayrıca kanıtlamaları bekleniyor. Oysa gündelik hayatta kullanılan dil; siyasi tercih, etnik kimlik ya da vatan sevgisinin otomatik ölçüsü değildir.
Azerbaycan’ın devlet dili Azerbaycan Türkçesidir. Bununla birlikte Anayasa’nın 21. maddesi, nüfusun konuştuğu diğer dillerin serbestçe kullanılmasını ve geliştirilmesini güvence altına alır. Bu iki ilke birbiriyle çelişmez: ortak devlet dili kamusal birlik sağlar, başka dillerin kullanımı ise ülkenin tarihî ve toplumsal çeşitliliğinin parçasıdır.
Bakü’nün kültürel hafızası da bu gerçeği yansıtır. Kentte Azerbaycan Türkçesi, Rusça ve başka diller uzun yıllar boyunca aynı sokaklarda, okullarda, iş yerlerinde ve ailelerde yan yana yaşadı. Bir yurttaşın Rusça konuşması, onun Azerbaycan’a daha az ait olduğu anlamına gelmediği gibi, Azerbaycan Türkçesinin kamusal önemini de azaltmaz.
Yorumlarda kişisel deneyimler
Aliyev’in paylaşımına gelen yorumlar, meselenin ne kadar kişisel yaşandığını gösterdi. Bazı kullanıcılar Rusça eğitim almalarına veya evde Rusça konuşmalarına rağmen kendilerini bütünüyle Azerbaycanlı hissettiklerini anlattı. Bazıları ise benzer biçimde, kullandıkları dil nedeniyle siyasi tutumlarının sorgulandığını veya “yeterince yerli” olmadıkları imasıyla karşılaştıklarını yazdı.
Bu örnekler genelleştirilirken dikkatli olunmalı; sosyal medya yorumları bütün toplum adına konuşmaz. Yine de tekrarlanan deneyimler, dilin gereksiz biçimde kimlik ve sadakat testi olarak kullanılabildiğini gösteriyor.
Vatanseverlik hangi dilde konuşulduğuyla ölçülmez
Bir ülkeye bağlılık, kişinin evinde hangi dili kullandığından çok daha somut davranışlarla anlaşılır: yasalara saygı göstermek, topluma katkıda bulunmak, kültürel mirası korumak, ülkenin güvenliği ve refahı için sorumluluk almak. Rusça konuşan Azerbaycanlılar da diğer yurttaşlar gibi ülkenin biliminde, sanatında, iş dünyasında, kamu hizmetinde ve savunmasında rol oynadı.
Azerbaycan Türkçesinin öğrenilmesini ve kamusal alandaki konumunu güçlendirmek meşru ve gerekli bir hedeftir. Ancak bu hedef, başka bir dilde konuşan yurttaşların aşağılanmasını veya onların aidiyetinin sorgulanmasını gerektirmez. Kapsayıcı bir dil politikası, hem devlet dilini güçlendirebilir hem de anayasal çoğulculuğu koruyabilir.
Aliyev’in etrafında başlayan tartışmanın asıl sorusu da budur: Aynı ülkeye ait insanlar, yalnızca konuşma dilleri yüzünden neden tekrar tekrar kendilerini açıklamak zorunda kalsın? Azerbaycan’ın gücü, farklı diller konuşan yurttaşlarının ortak bir siyasi ve toplumsal aidiyette buluşabilmesindedir.
Bu yazı bir görüş yazısıdır.
Kaynak: Vesti Baku. AZE.US’taki özgün yazı.


