AZE.US Editör Ekibi
Azerbaycan’da okul başörtüsü tartışması artık yalnızca kıyafet kurallarıyla ilgili değil. Bir kız çocuğunun başı, yetişkinlerin siyasi, dini ve toplumsal mücadelelerinde bir bayrağa dönüştürüldüğünde asıl soru gözden kaçıyor: O kızın kendi iradesi nerede başlıyor?
İçişleri Bakanlığı 12 Ekim’de, tek tip okul üniformasıyla bağlantılı olaylarda kamu düzenini ihlal ettikleri gerekçesiyle 37 kişinin tutuklandığını açıkladı. Yetkililere göre olaylar sırasında polisle çatışmalar yaşandı, mala zarar verildi, trafik ve okulların çalışması aksatıldı. Soruşturma Ceza Kanunu’nun 233. maddesi kapsamında yürütülüyor. APA’nın haberi, tartışmanın kamu düzeni boyutuna ulaştığını gösteriyor.
Bir gün sonra polis, Karadağ ilçesinde bir okul müdürünün otomobilini ateşe vermekle suçlanan, daha önce de hüküm giymiş Fuad İbrahimov’un gözaltına alındığını bildirdi. Olay anına ilişkin görüntüler de yayımlandı. APA’nın İngilizce haberine göre soruşturma sürüyor.
Devlet okulu ortak ve laik bir kamusal alandır. Azerbaycan Anayasası devletin laik niteliğini tanımlar. Bu nedenle devlet okullarında herkes için geçerli kıyafet ve davranış kurallarının bulunması meşrudur; dini kıyafet de okul yönetimine, öğretmene ya da başka öğrencilere baskı kurmanın aracı olamaz.
Ancak hukuki ve ahlaki tartışmanın diğer yarısı da unutulmamalıdır. Bir kız çocuğunun başını örtmesi gerçekten kendi bilinçli tercihi mi, yoksa onun adına konuşan yetişkinlerin kararı mı? Ekonomik ve duygusal olarak ailesine bağımlı, itiraz etmesinin ağır sonuçları olabilecek bir çocuğun “seçimi” her zaman özgür iradeyi yansıtmayabilir.
Nardaran’ın yakın tarihi bu konuda uyarıcıdır. Kasım 2015’teki karşı karşıya gelmede dört yerel sakin ile iki polis memuru olmak üzere altı kişi öldü. Olayın ayrıntıları ve sorumluluğu hakkında farklı anlatımlar bulunsa da, uluslararası haber kayıtlarının da gösterdiği temel ders açıktır: Devlet içinde ayrı bir hukuk ve yetki alanı kurulamaz; dini aidiyet kamu düzeninin yerine geçirilemez.
Öte yandan Azerbaycan toplumu tek bir yaşam biçiminden ibaret değildir. Sea Breeze’de düzenlenen DREAM FEST 2026’ya Birleşik Krallık ve Kanada dahil çeşitli ülkelerden 50’yi aşkın sanatçının katılması, toplumun dünyaya açık kültürel yüzünü gösteren örneklerden biridir. Festival programı, farklı yaşam tarzlarının aynı ülkede görünür olabildiğini ortaya koyuyor.
Ebeveynlerin çocuklarını yetiştirme, değer aktarma ve dini eğitim verme hakkı vardır. Fakat ebeveyn otoritesi sınırsız değildir. Çocuk, ailenin mülkü değildir. Zorla örtünme, sosyal hayattan tecrit, okuldan uzaklaştırma ya da erken evliliğe yönlendirme “aile tercihi” denilerek meşrulaştırılamaz.
Aynı şekilde devlet ve okul da bir çocuğu aşağılayamaz, onu arkadaşlarının önünde teşhir edemez veya başındaki örtüyü zorla çıkaramaz. Çocuğun eğitime erişimi korunmalı; sorun yetişkinler arasında, hukuka uygun ve ölçülü yollarla çözülmelidir.
Başörtüsü tek başına ne baskının ne de özgürlüğün kesin kanıtıdır. Belirleyici olan, kız çocuğunun güvenliği, eğitimi ve yaşına uygun biçimde gelişen iradesidir. Devlet onu aile içi baskıdan korumalı; okul da kamusal aşağılamadan uzak tutmalıdır. Tartışmanın merkezinde yetişkinlerin sloganları değil, çocuğun hakkı bulunmalıdır.
Kaynak: AZE.US


