BAKÜ, Azerbaycan - Siyaset analisti Ahmad Alili, Azerbaycan’daki okul kıyafetleri tartışmasının Bakü’nün Türkiye ile yakın ittifakını korurken kendi toplumsal normlarını ve dış politika kararlarını nasıl savunacağına ilişkin daha geniş bir soruyu gündeme getirdiğini söyledi.
Novosti Kavkaza YouTube kanalına konuşan Alili, kamuoyundaki mevcut tartışmanın devletler arası iş birliğini tehdit etmediğini; ancak iki toplum arasındaki bağlar güçlendikçe nüfuz rekabetinin de arttığını belirtti. Açıklamalar Vesti Baku tarafından aktarıldı.
Alili, tartışmanın Azerbaycan ile Türkiye arasında bir karşı karşıya gelme olarak tanımlanmaması gerektiğini söyledi. Ona göre mesele, ayrım çizgileri her iki toplumun içinden geçen laik ve dinî-muhafazakâr görüşlerin çatışmasıdır.
Türkiye’deki laik kesimler Azerbaycan’daki benzer görüşleri desteklerken muhafazakâr gruplar da sınırın ötesinde kendilerine yakın çevreler buluyor. Sosyal medya, başlangıçta yalnızca bir ülkeyi ilgilendiren bir konu olsa bile iki kampın aynı tartışmaya katılmasına imkân veriyor.
Alili’ye göre yaşananlar kısmen iki ülke arasındaki yakınlığın sonucu: Azerbaycan’ın iç gündemi Türkiye’de hızla yankı bulurken Türkiye’deki ideolojik tartışmalar da Azerbaycan kamuoyunu giderek daha fazla etkiliyor.
Din ve laiklik meselesinin Türkiye içinde onlarca yıldır sert siyasi tartışmalara konu olduğunu hatırlatan Alili, bu görüş ayrılıklarının kısa sürede ortadan kalkmasını beklemediğini söyledi.
Okul kıyafetlerinden İsrail ilişkilerine
Alili, okul kıyafeti tartışmasını Türkiye’deki muhafazakâr çevrelerin Bakü’nün kararlarını etkilemeye yönelik daha geniş girişimleriyle ilişkilendirdi. Dinî konuları gündeme getiren bazı grupların Azerbaycan’ın İsrail’le iş birliğini de eleştirdiğini belirtti.
Alili’nin yorumuna göre bazı aktörler Ankara’nın Azerbaycan-İsrail ilişkileri üzerinde daha fazla etkiye sahip olmasını istiyor ve okul tartışmasını Azerbaycan’daki ideolojik müttefiklerini güçlendirmek için bir fırsat olarak görüyor.
Ancak Alili, yakın müttefikliğin Bakü’nün politikalarını belirleme hakkını başka bir hükümete devretmesi anlamına gelmediğini söyledi. Azerbaycan’ın egemenlik konularında dış baskıya karşı koyabildiğini savundu.
Türkiye’ye desteğin dinî muhafazakârlığa destekle eş tutulmaması gerektiğini de vurguladı. Türkiye’ye olumlu yaklaşımın, birbirinden oldukça farklı siyasi ve toplumsal görüşlere sahip Azerbaycanlılar arasında yaygın olduğunu söyledi.
Stratejik projelerin sürmesi bekleniyor
Alili, büyük ikili projelere yönelik güncel bir tehdit görmediğini belirtti. Hükümetler arası anlaşmalar ile kamuoyundaki tartışmaların farklı düzeylerde yürüdüğünü; siyasi veya toplumsal gruplar arasındaki anlaşmazlıkların Bakü ile Ankara’nın stratejik iş birliğinden vazgeçeceği anlamına gelmediğini söyledi.
Bununla birlikte gerilimlerin yönetilmesi için resmî diplomasiden fazlasına ihtiyaç olduğunu kaydetti. Alili, parlamentolar arasındaki bağların güçlendirilmesi; düşünce kuruluşları, sivil toplum örgütleri ve Azerbaycan’ın tutumunu Türkiye kamuoyuna anlatabilecek kişiler arasında daha yoğun temas kurulması çağrısında bulundu.
Azerbaycan’ın son beş-altı yılda bu iletişim kanallarını genişlettiğini belirten Alili, bunların yalnızca her sert açıklamadan sonra tepki vermek için değil, sürekli diyalog amacıyla kullanılması gerektiğini söyledi.
Alili’ye göre dışarıdaki fikirleri Azerbaycan’a taşıyan ortak bilgi alanı, Bakü’nün tezlerini komşu ülkelerin kamuoyuna ulaştırmak için de kullanılabilir. Azerbaycan’ın önündeki görev, ittifakı korurken kendi gündemini açık biçimde oluşturmak ve anlatmaktır.
İngilizce özgün haber: AZE.US.


