Azerbaycan, Türkiye ve Özbekistan arasındaki askeri işbirliği, Güney Kafkasya ile Orta Asya arasında yeni güvenlik bağları oluşturuyor.
Azerbaycanlı siyaset bilimci Ahmad Alili, News From the Caucasus kanalına verdiği röportajda, üç ülkenin ortak tatbikatlarının ilişkilere somut savunma boyutu kazandırdığını söyledi. Karabağ ve Nahçıvan’daki tatbikatları, ABD destekli TRIPP projesi de dahil ulaşım yollarının korunmasıyla ilişkilendirdi.
“Birliğin Gücü 2026” tatbikatına Azerbaycan, Türkiye ve Özbekistan’dan 3 bin 500’den fazla asker katıldı. Kamuoyuna açıklanan bilgilere göre tatbikat, Karabağ Ekonomik Bölgesi, Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti ve Hazar Denizi’nin Azerbaycan sektöründe aşamalar halinde düzenlendi.
Türkiye’nin rolü Bakü ile ortaklığa bağlı
Alili’ye göre Rusya ve İran’ın iç ve bölgesel baskılarla karşı karşıya kalması, önümüzdeki on yılda Türkiye’ye Güney Kafkasya’daki konumunu güçlendirmek için daha fazla alan açabilir. Türkiye de ekonomik zorluklar yaşıyor ancak bunların Ankara’nın bölgesel politikası üzerindeki etkisi Moskova ve Tahran’ın karşılaştığı kısıtlamalardan farklı.
Uzman, Türkiye’nin bölgede daha fazla nüfuz kazanmasının temel koşulunun Azerbaycan’la etkili işbirliğini sürdürmesi olduğunu söyledi. Ankara’nın Güney Kafkasya’daki başarılarının büyük ölçüde Bakü ile ortaklığına dayandığını savundu.
Azerbaycan’ın Türkiye’nin vekili olmadığını, kendi çıkarları bulunan bağımsız bir ortak olduğunu vurgulayan Alili, bu ayrımın ilişkilerin anlaşılması açısından temel önem taşıdığını belirtti.
Orta Asya ile yakınlaşma ortaklığa yeni bir ölçek kazandırabilir. Alili, ortaya çıkan düzenlemede Özbekistan’ı en görünür katılımcı olarak nitelendirdi. Kazakistan’ın da bölgesel güvenlikte çıkarı bulunduğunu ancak Rusya öncülüğündeki Kolektif Güvenlik Antlaşması Örgütü ve Moskova merkezli diğer yapılara üyeliğinin askeri ve siyasi manevra alanını sınırladığını söyledi.
Kırgızistan ve Türkmenistan’ın ileride daha yakın biçimde sürece katılabileceğini belirten Alili, Gürcistan’ın ise Azerbaycan ve Türkiye ile zaten yoğun savunma temasları yürüttüğünü kaydetti.
Askeri teknoloji dengeyi değiştiriyor
Alili, insansız hava araçları ve hassas vuruş silahlarına daha geniş erişimin bölgesel güçlerin kabiliyetlerini artırdığını ve büyük devletlerin siyasi sonuçları dikte etmesini zorlaştırdığını söyledi.
Ona göre ABD, Rusya ve Çin artık kendi aralarında anlaşarak dünyayı nüfuz alanlarına bölme konusunda geçmişteki kadar güçlü değil. Bölge ülkeleri bu tür düzenlemelere direnmek için daha fazla siyasi ve askeri araca sahip.
Ermenistan açısından sonuçları
Alili, değişen güvenlik ortamının Ermenistan için Azerbaycan’la hızlı bir anlaşmayı daha önemli hale getirdiğini söyledi. Büyük kararların 2031’e kadar ertelenmesini hata olarak niteleyen uzman, önümüzdeki aylarda adım atılması çağrısında bulundu.
Erivan’ın yeni anayasa metnini kısa sürede sunması ve referandum takvimini belirlemesi gerektiğini savunan Alili, Azerbaycan’ın Ermenistan Anayasası’ndaki bazı hükümleri toprak iddiası olarak gördüğünü ve barış anlaşmasının tamamlanmasından önce anayasa değişikliği istediğini hatırlattı.
Uzman, Erivan’ın dış ortaklardan gelen destekleyici diplomatik mesajları kapsamlı yardım garantisi olarak yanlış yorumlayabileceği uyarısında bulundu. Bunun, Türkiye ile normalleşme sürecine ilişkin değerlendirmeler de dahil yanlış hesaplara yol açabileceğini söyledi.
Ermenistan’ın İran’la yakın temasları ve Rusya’nın ülkedeki süren etkisinin uzun vadeli güvenlik yönelimi hakkında soru işaretleri yarattığını belirten Alili, bölgesel denge değişirken barış sürecini geciktirmenin Ermenistan’ın çıkarına olmayacağını savundu.
Kaynak: Vesti Baku; Ahmad Alili’nin röportajı temel alınmıştır.
İngilizce kaynak: AZE.US


