Bakü ile Ankara arasındaki gerilim, Ermenistan’la barışın geleceği ve İran’ın TRIPP ulaşım projesine yönelik çelişkili tutumu, PressClubsTV’nin “Haftanın Olayları” programının son bölümünde ele alındı.
Azerbaycanlı siyasetçi ve ekonomist Natig Jafarli ile Ermeni uzman Areg Kochinyan, iki müttefik arasındaki ilişkilerin neden Türkiye’de siyasi tartışma konusuna dönüştüğünü, Ermenistan’da tutulan bir Azerbaycan askerinin iadesi için görüşme yapılıp yapılmadığını ve bölgesel normalleşmenin önündeki engelleri değerlendirdi.
Programın tamamı PressClubsTV’nin YouTube kanalında yayımlandı.
Bakü-Ankara anlaşmazlıkları
Jafarli, Azerbaycan ile Türkiye arasındaki son gerilimin uzun süreli bir krize dönüşmesinin beklenmediğini, çünkü ilişkilerin güçlü siyasi ve toplumsal temellere dayandığını söyledi. Bununla birlikte son gelişmelerin, yakın müttefiklerin de bölgesel konularda farklı görüşlere sahip olabileceğini gösterdiğini belirtti.
Azerbaycan’ın Türkiye, İran, Rusya ve diğer ülkelerle ilişkilerini dikkate alırken bağımsız dış politikasını korumaya çalıştığını kaydetti.
“Biz kardeş ve gerçek müttefik devletleriz, fakat iki ayrı devletiz ve farklı konularda farklı görüşlerimiz olabilir,” dedi.
Jafarli’ye göre Türkiye, Azerbaycan’ın kendi dış politikası açısından önemini iyi anlıyor; ancak Türk siyasi tartışmalarında Azerbaycan toplumunun laik yapısı, tarihsel deneyimi ve İsrail’le ilişkileri her zaman yeterince hesaba katılmıyor.
Tartışmanın, Türk toplumunda Azerbaycan’ın tarihi ve siyasi önceliklerine yönelik ilgiyi artırdığı için uzun vadede ittifakı güçlendirebileceğini söyledi.
Jafarli ayrıca Azerbaycan’la ilişkilerin Türkiye’de iç siyasi rekabetin bir parçası haline geldiğine dikkat çekti. Dini, milliyetçi ve muhalif çevrelerin bu konuda belirgin biçimde farklı tutumlara sahip olduğunu belirtti.
Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Azerbaycan’a olası ziyaretinin gerilimi azaltmaya yardımcı olabileceğini de söyledi.
Erivan anlaşmazlıktan yararlanmayacağını söylüyor
Kochinyan, Erivan’da Bakü ile Ankara arasındaki görüş ayrılıklarından yararlanma çabası görmediğini söyledi.
Ermenistan’ın hem Azerbaycan hem de Türkiye ile ilişkileri normalleştirmek istediğini belirten Kochinyan, Azerbaycan sınırı kapalı kalırken yalnızca Türkiye sınırının açılmasının Ermenistan’ın bölgesel transit imkânlarından tam yararlanmasını sağlamayacağını kaydetti.
Ankara’nın Ermenistan-Türkiye normalleşmesi ihtimalini Bakü ile ilişkilerinde teorik olarak bir koz şeklinde kullanabileceğini, ancak bunun bölgesel barış için kalıcı bir temel oluşturmayacağını savundu.
Kochinyan, Azerbaycan ile Ermenistan’ın yalnızca eski düşmanlar olarak değil, gelecekte birbirlerinin güvenlik garantörleri olabilecek devletler olarak da görülmesi gerektiğini söyledi.
Azerbaycan askeri için görüşme ihtimali
Programda Ermenistan’da tutulan Azerbaycanlı bir askerin durumu da ele alındı.
Kochinyan, tarafların sınırı yanlışlıkla geçen sivilleri geri göndermeye yönelik fiili bir uygulama geliştirdiğini, bir Azerbaycanlı çobanın hızla iade edilmesini buna örnek gösterdi.
Askerin durumunun ise silah kullanılması ve bir sivilin yaralanmasıyla bağlantılı olduğu için farklı olduğunu söyledi. Olayın ceza yargılamasına taşınmasının çözümü zorlaştırdığını belirtti.
Kochinyan, Bakü ile Erivan’ın soruna çıkış yolu bulmak için halihazırda görüşüyor olabileceğini dışlamadı. Bu değerlendirmesini, iki ülkenin resmi kurumlarının ölçülü tutumuna ve konunun kamuoyu önünde çatışmaya dönüştürülmemesine dayandırdı.
Jafarli de Azerbaycan’da kamuoyu kampanyası yürütülmemesinin diplomatik çözüm beklentisine işaret edebileceğini söyledi. Ancak ceza davasının süreci uzatabileceğini kabul etti.
Her iki konuşmacı da askerin akıbeti konusunda görüşme yürütüldüğüne ilişkin resmi doğrulama sunmadı.
Barış anlaşması toplumsal güvensizliği hemen ortadan kaldırmayacak
Uzmanlar, iki hükümetin siyasi kararlarıyla toplumların bir bölümündeki tutumlar arasındaki farkı da değerlendirdi.
Kochinyan, barış anlaşmasının sürecin sonu değil, uzun bir toplumsal uzlaşma döneminin başlangıcı olarak görülmesi gerektiğini söyledi. Yıllarca süren çatışmanın sonuçlarının yalnızca diplomatik belgelerle giderilemeyeceğini; iki ülkede de yakınlarını kaybeden insanların ve normalleşmeye karşı çıkan siyasi güçlerin bulunduğunu belirtti.
Ortak ekonomik projelerin, doğrudan ticaretin ve iki ülkenin şirketlerini bir araya getiren üretim zincirlerinin güvenin kademeli biçimde yeniden kurulmasına yardımcı olabileceğini söyledi.
Jafarli ise barış sürecinin somut ekonomik ve sosyal getiriler üzerinden değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Askeri harcamaların azalmasının zamanla eğitim, sağlık ve altyapıya daha fazla kaynak ayrılmasını sağlayabileceğini söyledi.
Normalleşmeye karşı çıkanların barışçı çözüm yerine hangi uygulanabilir alternatifi önerdiğini de açıklaması gerektiğini savundu.
İran ve TRIPP
Programın son bölümü, Uluslararası Barış ve Refah için Trump Rotası’na, yani TRIPP’e ilişkin Tahran’ın tutumuna ayrıldı.
Tartışma, İran’ın Ermenistan Büyükelçisinin gelecekteki güzergâh boyunca yabancı güçlerin olası varlığına ilişkin kaygılarını dile getirmesinin ardından yapıldı.
Kochinyan, bu açıklamaların Ermenistan yönetiminin İran liderliğine aktardığını söylediği tutumla çeliştiğini belirtti. Erivan, TRIPP’i ABD ve Azerbaycan’ın katıldığı, yabancı askeri güçlerin konuşlandırılmasını içermeyen ekonomik bir proje olarak tanımlıyor.
İranlı temsilcilerin farklı açıklamalarının, İslam Cumhuriyeti içindeki rakip etki merkezlerini yansıtabileceğini söyledi.
Jafarli ise başka bir açıklama sundu: İran, Azerbaycan’ın ana karası ile Nahçıvan arasındaki ulaşım bağlantılarının kendi topraklarından da geçmesini istiyor. Aras Nehri boyunca inşa edilen alternatif güzergâhın İran üzerinden yolculuğu önemli ölçüde kısaltacağını belirtti.
Jafarli’ye göre İran’daki bazı siyasi çevreler TRIPP’i Washington’la görüşmelerde ek bir pazarlık aracı olarak da kullanabilir. Tahran’ın sert açıklamaları, müzakerelerin durumuna göre daha uzlaşmacı bir söylemle yer değiştirebilir.
Ermenistan bölümündeki inşaatın fiilen başlamasının projenin geri döndürülemez hale geldiğini gösteren önemli bir işaret olacağını ve çevresindeki gerilimi azaltabileceğini savundu.
Jafarli ayrıca İran’ı kapsayan yeni ve geniş çaplı bir çatışmanın risklerine dikkat çekerek böyle bir gelişmenin hem Azerbaycan’ı hem de Ermenistan’ı kaçınılmaz biçimde etkileyeceğini söyledi.
Programda, bölgesel güçler arasındaki anlaşmazlıklara rağmen Bakü ile Erivan’ın bağımsız bir barış sürecini sürdürmekte çıkarı olduğu sonucuna varıldı. Sürecin kalıcılığının yalnızca hükümet kararlarına değil, iki toplumun karşılıklı güvensizlikten pratik işbirliğine doğru ilerleyip ilerleyememesine de bağlı olacağı belirtildi.
Kaynak: Vesti Baku.
AZE.US’taki İngilizce aslı: Could Iran Turn TRIPP Into a Bargaining Chip With the United States?.


