Musavat TV sunucusu Sevinc Telmankızı, Türk televizyon dizilerinde Azerbaycan Türkçesinin sık sık alay konusu yapıldığını, Azerbaycanlı karakterlerin ise dolandırıcı, çaresiz yardım isteyen ya da paraya aşırı düşkün kişiler olarak gösterildiğini söyledi.
Telmankızı, sorunun tek tek şakalardan ibaret olmadığını belirtti. Benzer tasvirlerin popüler yapımlarda tekrarlanmasının, resmî söylemde “bir millet, iki devlet” olarak tanımlanan yakın siyasi ilişkiye rağmen, geniş izleyici kitlesinin bütün bir halk hakkındaki algısını etkileyebileceğini savundu.
Dil, hazır bir komedi unsuruna dönüştürülüyor
Telmankızı, başrolündeki Azerbaycanlı karakterin dizinin büyük bölümünde samimi, dürüst ve fedakâr gösterildiği Yahşi Cazibeyi örnek verdi. Buna rağmen karakterin Azerbaycan Türkçesiyle konuştuğu anlarda düzenli olarak kahkaha efekti kullanıldığını söyledi.
Dizinin finalinde karakter, farklı ülkelerden erkekleri kandıran bir dolandırıcıya dönüştürüldü. Telmankızı bu ani değişikliği oyuncu ile yapım ekibi arasındaki anlaşmazlıkla ilişkilendirdi, ancak bir yapım içi çatışmanın ulusal bir karakteri aşağılanacak nesneye çevirmeyi haklı göstermediğini vurguladı.
Sunucu, tanınan Azerbaycan ifadelerinin senaristler tarafından otomatik bir mizah aracı olarak kullanılmasına da karşı çıktı. Bir dilin “sevimli” duyulduğunu söylemenin, durum ya da karakterin davranışı gülmek için bir neden sunmadan sözlerinin neden komik sayılması gerektiğini açıklamadığını belirtti.
Telmankızı, Kızılcık Şerbetindeki Abidin karakterini ve “ay balam” ifadesinin tekrarını da örnek gösterdi. Ona göre bu sahnelerde izleyici karakterin davranışına değil, bir Azerbaycanlının konuşma biçimine gülmeye yönlendiriliyor.
“Size kardeş dememizin, bizim üzerimizden her türlü şakaya izin verdiği anlamına geldiğini hiçbir zaman söylemedik,” dedi.
Para düşkünlüğü ve “büyük kardeşe” bağımlılık
Telmankızı, Kurtlar Vadisinde Azerbaycanlıların paraya aşırı bağlı olduğu izlenimini veren diyaloglar bulunduğunu söyledi. Kurtlar Vadisi Pusuda ise Azerbaycanlı karakterlerin zayıf ve Türk kahramanların yardımına bağımlı gösterildiği başka bir kalıbı eleştirdi.
Sunucuya göre bir sahne, Azerbaycan’ın bölgede varlığını yalnızca Türkiye sayesinde sürdürebildiği biçiminde yorumlanabilir. Bu anlatının eşitler arasındaki ittifakı, bir tarafın kurtarıp yol gösterdiği, diğer tarafın ise minnet duyması ve çaresizliğini kabul etmesi gereken bir hiyerarşiye dönüştürdüğünü savundu.
Telmankızı, Binbir Gecedeki Azerbaycanlı dadı karakterinin de iradesi olmayan, boyun eğen bir ev çalışanına indirgenmesini eleştirdi. Muhteşem Yüzyılda ise Şah İsmail’e yönelik küçümseyici bulduğu bir sahneye itiraz etti.
Eleştiri olumsuz karaktere değil, tekrarlanan ulusal işaretlere
Telmankızı, Azerbaycanlı karakterlerin her zaman olumlu gösterilmesini istemediğini söyledi. Suçlu, yalancı ve dolandırıcıların her milletten olabileceğini belirtti. Sorunun, ulusal kökenin tekrar tekrar ahlaksızlığın, geri kalmışlığın ya da komik bir aşağılığın işareti olarak kullanılmasıyla başladığını ifade etti.
Sunucu, bu kalıbın Türkiye televizyon sektöründeki bazı yapımcılarda Azerbaycan’a karşı önyargı bulunduğunu gösterdiğini savundu. Komedi, tür ya da kurgu gerekçelerinin milyonlarca izleyiciye aktarılan görüntüler konusundaki sorumluluğu ortadan kaldırmadığını söyledi.
Telmankızı, Azerbaycan ile Türkiye arasındaki yakınlığı reddetmediğini özellikle belirtti. Tam tersine, bu yakınlığın söz konusu sahneleri daha incitici hale getirdiğini ve karşılıklı saygı beklentisini yükselttiğini ifade etti.
“Kardeş kardeşi aşağılamaz, onu filmlerde ve dizilerde alay konusu yapmaz,” dedi.
Azerbaycanlı izleyicilerin dillerine, tarihlerine ve onurlarına temel saygı istediğini belirten Telmankızı, “bir millet, iki devlet” formülünün Azerbaycanlıların ekranda nasıl temsil edildiğine de yansıması gerektiğini söyledi.
Kaynaklar: Vesti Baku; Musavat.com.
İngilizce özgün haber: AZE.US.


